(6831 S. K. m. 110)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, Ancak;
1- 6831 Sayılı Yasanın 110. maddesinde tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yangına sebebiyet verilmesi halinde madde de bahis konusu edilen gerçek zarar ağaçlandırma gideri ve yangın söndürme masrafları dışında kalan orman alanında yanan ağaçlar, suceyrat, tohumlar, bitki örtüsü, canlı varlıkların yok olması ve hatta yangın nedeniyle yanan alandaki toprağın verim gücünün azalması gibi değerler toplamını ifade eder. Ancak hükme esas alınan orman mühendisi bilirkişi tarafından tanzim olunan raporlarda ormandaki ağaçların yangında hayatiyetlerini kaybetmediklerinden dolayı gerçek zararın oluşmadığının belirtildiği, yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle gerçek zararın tespitinin yapılmadığının anlaşılması karşısında, maddedeki bu unsurlar dikkate alınmak suretiyle teknik bilirkişi tarafından gerçek zarar tespit edildikten sonra Yasanın 110/-3 maddesi uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Kabule göre de; mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, ağaçların yangında hayatiyetlerini kaybetmedikleri ve bu nedenle gerçek zararın oluşmadığının belirtilmesine göre, istikrar kazanan içtihatlarımız uyarınca zarar yokluğunun sanık lehine yorumla pek hafif olduğunun kabulü ile cezasından indirim yapılması gerektiği gözetilmeden 6831 Sayılı Yasanın 110/3. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3- Sanığın nüfus kaydına göre "Gönül" olan ana adının yanlış yazılması suretiyle getirtilen sabıkasızlık kaydının hükme esas alınması,
4- Karar tarihi itibariyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 200 YTL maktu ücreti vekalet yerine yazılı şekilde eksik hükmolunması,
5- 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinde zaman bakımında uygulama 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul kurallarının düzenlenmesi, ayrıca 5252 Sayılı Kanunun 12. maddesi ile 765 Sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlükten kaldırılması, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Kanunların hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunması karşısında;
5237 Sayılı TCK. nun 7. ve genel hükümleri ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca, sanığın hukuki durumunun 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanun Hükümleri de nazara alınarak yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş sanık ve müdahil idare vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 23.01.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy