(6831 S. K. m. 93) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9, 12)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Bozma üzerine yapılan incelemede,
1- 17.05.1999 tarihinde yapılan birinci keşif sonrası orman mühendisi bilirkişi Selçuk A. tarafından düzenlenen 01.60.1999 tarihli raporda ve rapor ekindeki krokide, ormanda işgal ve faydalanmaya konu A harfi ile gösterilen sahanın 3325 m2, B harfi ile gösterilen sahanın 15684 m2, C harfi ile gösterilen sahanın 1627 m2 ve D harfi ile gösterilen sahanın 461 m2 olduğunun, A harfi ile gösterilen sahanın 1483 m2 lik kısmı , B harfi ile gösterilen sahanın ise 4500 m2 lik kısmı için irtifak hakkı tesis edildiğinin bildirilmiş olmasına, dosyada mevcut Orman Genel Müdürlüğünün 8 Kasım tarihli yazısında Yeşil Şehir Yapı Kooperatifine 4500 m2 lik saha için 49 yıllığına irtifak hakkı tesis edildiğinin belirtilmiş olmasına, 28.11.2001 tarihli bozma ilamından sonra 09.05.2002 tarihinde yapılan ikinci keşif sonrası orman mühendisleri Ali Ç., Yıldırım K., Galip G. ve fen bilirkişisi Güven Kaçmaz tarafından düzenlenen 20.60.2002 tarihli raporda krokide C ve D harfleri ile gösterilen yerlerde açma, işgal ve faydalanma olmadığının B harfi ile gösterilen kısımda çevrilen tel örgünün ise irtifak hakkı tesis edilen pissu ve atık tesislerinin geçtiği hattın hemen kenarında olduğunun, bunun da orman olmadığının, ancak krokide A harfi ile gösterilen sahada 919 m2 lik kısımda işgal ve faydalanmanın söz konusu olduğunun bildirilmiş olmasına, aynı rapor ekinde orman mühendisi Galip G.'in karşı görüşünü içeren kısımda, A, B, C, D harfleri ile gösterilen alanların toplam yüzölçümünün 17798 m2 olduğunun A harfi ile gösterilen 2639 m2 sahanın yol haline dönüştürüldüğünün, bu sahanın, B harfi ile gösterilen 13071 m2 lik alanın, 140 m2 lik kısmına arıtma tesisi dışında 2826 m2 lik kısmının spor ve dinlenme tesisleri ile değerlendirildiğinin, kalan kısımda orman alt tabakasına ait hiçbir kalıntı bulunmadığının, söz konusu müdahalenin ormanın niteliğinde yapısal değişikliklere yol açtığının, eylemin yangına karşı önlem olduğunu düşünmenin mümkün olmadığının, C ve D harfleri ile gösterilen kısımların ise orman sınırları içerisinde kaldığının belirtilmiş olmasına göre 28.11.2001 tarihli bozma ilamında işaret edildiği üzere ormana tecavüzlü alanın miktarı üzerinde çelişkinin tam olarak giderilemediği gözetilerek, suça konu yerde konusunda uzman bir başka üç kişilik orman mühendisi ve fen elemanından oluşan bilirkişi heyeti ile yeniden keşif yapılıp, ormanlık alanda işgal ve faydalanmaya konu sahanın miktarı konusundaki çelişki tam olarak giderildikten sonra sonucuna göre hukuki durumunun tayini gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinde zaman bakımından uygulama 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul kurallarının düzenlenmesi, ayrıca 5252 Sayılı Kanunun 12. maddesi ile 765 Sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlükten kaldırılması, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Kanunların hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunması karşısında;
5237 Sayılı TCK.un 7. ve genel hükümleri ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca, sanıkların hukuki durumunun 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanun Hükümleri de nazara alınarak yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, müdahil vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 08.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy