(765 S. K. 40, 102, 104) (5237 S. K. m. 7, 63, 86, 87) (5252 S. K. m. 1, 2, 9) (5275 S. K. m. 98, 100, 101) (1412 S. K. m. 402) (5271 S. K. m. 267)
Dava: Mahkumiyetine dair, Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar: Gereği görüşülüp düşünüldü:
9.5.2002 günlü hükümlülük kararı ile saldırgan sarhoşluk suçundan verilen hüküm temyiz incelemesinde Yargıtay 4. Ceza Dairesince incelenip 765 sayılı TCK.nun 102/5, 104/2 maddeleri uyarınca ortadan kaldırılma kararı karar verilmiş olduğundan mahkemece 5237 sayılı yasanın lehe olan hükümlerin uygulanması isteği üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu verilen hükümde 35 YTL idari para cezasına hükmolunmuş ise de bu hüküm hukuken geçerliliği olmadığından temyiz incelemesi yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine,
1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nu , 765 sayılı TCK.nuna göre suç teorisi ve ceza hukukunun temel prensipleri açısından farklılıklar getirmiş olup suç tipleri ve yaptırımlar değişmiştir.01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 7/2 maddesi suç ve cezalara ilişkin yasaların zaman bakımından uyarlanmasını göstermektedir. Buna göre sonradan yürürlüğe giren kanun, fail lehine uygulanabileceği, aleyhine ise geriye yürümeyeceğidir.
Yasalarda değişiklik yapıldığında daha önce yürürlükte olan yasa ile daha sonra yürürlüğe giren yasalar arasında uyumu sağlamak açısından yürürlük yasaları getirilmiştir. Bu tür yasalar sadece iki yasa arasındaki uyumu gerçekleştireceğinden geçici yasalardır.
5237 sayılı TCK.nun, Yürürlük Yasası da 5252 sayılı yasadır.Bu yasanın 1. maddesi amacını ifade eder. Buna göre, Yasanın amacı, 5237 sayılı kanunun yürürlüğe konulmasına ilişkin usul ve esasları belirlemektir. 2. maddesi kapsamını ifade edip önceden işlenmiş suçlar hakkında ne suretle hüküm kurulacağına ve kesinleşmiş cezaların nasıl infaz edileceğine ilişkin hükümleri kapsar. 9. maddesi lehe olan hükümlerin uygulanmasındaki usulü belirler 1. fıkrası 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak ceza kanunun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir. 3. Fıkrasında da lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. denilmektedir.
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki 5275 sayılı Kanunun 8. bölümü infazla ilgili kararları düzenlemiştir. Bu yasanın 98. maddesi mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabına duraksamayı ifade eder. Buna göre mahkumiyet hükmünün yorumunun veya çektirilerek cezanın hesabında duraksama olursa cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilmeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun hükümlünün lehine olursa duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir. 101. madde ise infaz sırasında verilecek kararların mercii ve usulünü düzenlemiştir. Buna göre cezanın infazı sırasında 98 ile 100 ncü maddeleri gereğince mahkemeden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet Savcısı ve hükümlünün görüşlerinin yazılı olarak bildirilmesi istenir. 3.fıkranın son cümlesi kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.
Bu yasal düzenleme 1.6.2005 tarihinden önce 1412 sayılı CMUK un 402. maddesinde düzenlenmiştir. İki yasa arasındaki en büyük fark 5271 sayılı yasanın 98. maddesinde yer alan sonradan yürürlüğe giren kanun hükümlünün lehine olursa ibaresidir. Bu ibare 1412 sayılı yasada yer almamaktadır.
Bu ibare ile 5252 sayılı yürürlük kanunun lehe kanun uygulanmasını düzenleyen 9. maddesi birlikte değerlendirildiğinde 5237 sayılı TCK. nun lehe uygulanmasında 5252 sayılı yürürlük yasanın 9. maddesi mi 5275 sayılı yasanın 98. ve 101 maddelerinin mi uygulanacağı hususunda tereddüt ortaya çıkmaktadır.
5252 sayılı yasa 5275 sayılı yasaya göre daha özel hükümleri ifade etmektedir. Bu yasa 5237 sayılı TCK.nun yürürlüğünde karşılaşılacak sorunları çözen, uyum sorunlarını gideren ve uygulama ilkelerini belirleyen geçici bir yasadır.765 sayılı TCK. ile 5237 sayılı TCK. nun arasındaki uyumu sağlamak özel amacıyla çıkarılmıştır. 5275 sayılı ceza ve güvenlik tedbirlerini infazı hakkındaki kanun hükümlerinin uygulanması 5252 sayılı TCK.nun yürürlük ve uygulama şekli hakkındaki kanuna göre yapılacaktır. 5252 sayılı yasanın 9/1 maddesine göre 5237 sayılı TCK.nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği lehe hallerde duruşma yapılmaksızın evrak üzerinde karar verilebilecektir. Bunun dışındaki durumlarda duruşma açılacaktır. Asıl olan duruşmalı lehe kanun uygulamasıdır.
Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanacağı haller şunlardır; 765 sayılı kanun da suç olup 5237 sayılı kanunda tartışmasız suç olmaktan çıkarılması, Ceza sorumluluğunun kaldırılması 765 sayılı kanunda şikayete tabi olmayıp, 5237 de şikayete tabi olması ve şikayetinin şikayetinden vazgeçmiş olması, herhangi bir şekilde değerlendirme ve takdir gerektirmeyen önceki ve sonraki kanunlarla ilgili bütün hükümleri olaya uygulamak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması sonucu ceza indirimlerini kapsar. Mahkeme bir değerlendirme yaparak suç unsurlarının tayini takdir hakkı kullanılarak cezanın belirlenmesi veya şahsileştirilmesinin gerektiği durumlarda taraflara haber vererek duruşma açıp tarafların beyanlarını ve soracakları delilleri tespit edip sonucuna göre lehe aleyhe tartışması yapıp karar vermek zorundadır. Evrak üzerinde yapılan inceleme de suçun unsurlarının tartışılması yeni yasanın verdiği takdir hakkı kullanılarak ceza tayini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi hükmün zat ve mahiyetinin değiştirilmesi ve bu kararın sınırlı inceleme yapması gereken itiraz merciince incelenerek talebin yerinde olduğuna veya olmadığına karar vermek mümkün değildir.
5252 sayılı kanunun 9. maddesindeki sınırlı şekilde evrak üzerinde karar verilmesi imkanını kanun koyucu uygulayıcılara pratiklik ve kolaylık sağlaması için getirmiştir.
Evrak üzerinde veya duruşma açılması durumlarında kanun yolları farklımıdır. Her iki durumda da kanun yolu aynıdır. Kanun yolu temyizdir. Duruşmalı hallerde kanun yolunun temyiz olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Evrak üzerinde verilen lehe kanun uygulanmasının kabul edildiği (yukarıdaki kıstaslara göre) veya rededildiği hallerde (Reddeki usul ve kanun yolu, kabulü halindeki usul ve kanun yolunun aynıdır) Kanun yolu temyizdir.
İtiraz olunabilecek kararlar 5271 sayılı CMK.nun 267. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre Hakim kararı ile kanunun gösterdiği hallerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir Hakim kararı soruşturma evresindeki kararları, mahkeme kararı ise kovuşturma evresindeki kararları kapsar, hakim kararlarında sınırlama bulunmadığı halde, mahkeme kararları için sınırlama söz konusudur. Kanunun belirtmediği hallerde mahkeme kararına itiraz edilemez. Hüküm niteliği taşımayan mahkemece verilen yargılamanın durması, yetkisizlik, görevsizlik kararlarına itiraz edilebileceği CMK.nun da belirtildiğinden itirazı mümkündür.
5252 sayılı yasada 9. maddeye göre yapılan lehe yasa uygulamasında kanun yolunu, 5275 sayılı yasanın 101. maddesindeki gibi açıkça göstermemiştir. Bu durumda kanun yolu 5271 sayılı CMK.ya göre belirlenecektir.Yukarıda açıkça belirtildiği gibi bu yol temyiz yoludur. O halde tüm lehe kanun uygulamalarında veya uygulamamalarındaki kanun yolu temyiz mahkemesi olmalıdır, ayrıca bu husus hukuk uygulamasında birliği ortaya çıkaracağından, hakkaniyet kurallarına da uygun düşeceğinden yapılan temyiz incelemesi sonucunda;
1- 765 sayılı TCK.nu ile 5237 sayılı TCK.nu yaralama suçlarında farklı suç tipleri meydana getirmiş olup, farklı yaptırımlara bağlanmıştır. Bu itibarla önce mahkemece duruşma açılarak 5237 sayılı TCK.nun 86 ile 87. maddelerine uygun olarak rapor aldırılıp, sonucuna göre eski kanun ve yeni kanundan hangisinin lehe veya aleyhe olduğunun tartışması yapılarak, sonucuna göre karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurması,
2- Sanık hakkında yeniden değerlendirme isteği üzerine verilen ek kararda 765 sayılı TCK.nu uyarınca verilip kesinleşen 3 yıl, 4 ay hapis cezasının aynen infazına karar verilmesine karşın aynı yasanın 40. maddesi yerine 5237 sayılı yasanın 63. maddesi uyarınca (mahsubuna) indirilmesine karar verilerek 5237 sayılı yasanın 7/2. madde ve fıkrasına uyulmaması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönler incelenmeden hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 12.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy