(5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 4/b, 9, 12) (6831 S. K. m. 110/3)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine,
Ancak;
1- Suç tarihi itibariyle temel ağır para cezasının eksik tayini,
2- 6831 Sayılı Yasanın 110/3 maddesinde bahis konusu edilen gerçek zarar, ağaçlandırma gideri ve Yangın söndürme masrafı dışında, orman alanında tamamen ya da kısmen yanan ağaçlarda meydana gelen değer kaybı, suceyrat, tohumlar, bitki örtüsü ve canlı varlıkların yok olması hatta yangın nedeniyle yanan alandaki toprağın verim gücünün azalması gibi unsurlar dikkate alınmak suretiyle tespiti gerekirken, bilirkişinin ağaçlandırma gideri ve yangın söndürme masrafı olarak hesapladığı miktar esas alınarak yazılı şekilde uygulama yapılması,
3- İddianamede yer almadığı halde sanığa ek savunma hakkı tanınmadan 6831 sayılı Yasanın 110/3 maddesinin fahiş değere ilişkin hükmünün uygulanarak cezadan artırım yapılması,
4- Sanık vekilinin 4.3.2003 tarihli celsede TCK. nun sanık lehine olan hükümlerinin uygulanması talebinde bulunduğu halde TCK. nun 59. maddesinin uygulanıp uygulanmaması hususunda bir karar verilmemesi,
5- Müdahil idarece talep edildiği ve bilirkişi raporunda hesaplandığı halde ağaçlandırma gideri ve yangın söndürme masraflarına hükmedilmemesi,
6- Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5252 sayılı Yasanın 4/b-9 maddesi ile 6831 Sayılı Yasanın 110/2 maddesinde yazılı ağır para cezaları 28 misli ile sınırlandırılmış olup bu değişiklik sanık lehine sonuç doğurduğundan 5237 sayılı TCK. nun 7. maddesinin gözetilmesi lüzumu,
5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinde zaman bakımından uygulama 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul kurallarının düzenlenmesi, ayrıca 5252 Sayılı Kanunun 12. maddesi ile 765 Sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlükten kaldırılması, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Kanunların hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunması karşısında;
5237 Sayılı TCK. nun 7. ve genel hükümleri ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca, sanığın hukuki durumunun 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanun Hükümleri de nazara alınarak yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş Sanık vekili ve Müdahil idare vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 16.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy