(6831 S. K. m. 93)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine,
Ancak;
1- Yapılan keşif sonucu düzenlenen orman mühendisi bilirkişi ve fen bilirkişi raporlarından suç konusu yerde 1979 yılında 6831 sayılı Yasada değişiklik yapan 1744 sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosu aplikasyonuna göre, dava konusu 289 nolu parsel ile birlikte bulunan uzantısı olan e (A) harfi ile gösterilen yerin orman tahdit sınırları içinde kalmakta olduğunu, orman kadastro tutanaklarına göre 289 nolu parselle ilgili olarak kadastro komisyonlarına süresinde itiraz edilmeksizin 05.10.1979 tarihinde ilan edilen arazinin hukuken vasfının orman olarak kesinleştiğini belirtmelerine, sanıkların dayandıkları 289 nolu parsele ait tapu kaydının ise Tapulama Kanunu'nun 26. maddesine tevfikan 16.01.1968 tarihinde sanıklar adına hisseli olarak tesis edilerek intikal ve satış olmaksızın geldiği anlaşılmıştır.
Orman tahdidi yapılarak kesinleşen yerlere ait tapu kaydının hukuken geçerliliği yoktur. Orman Kadastrosu yapılan bir yerin orman olduğunun herkes tarafından bilinmesi asıldır. Orman kadastrosu yapılırken bu tutanaklar mahallinde ilan edilir ve süresinde içinde itiraz edilmediği takdirde veya itiraz üzerine yapılan incelemede itirazın reddine karar verilmesi halinde kesinleşerek orman hudut taşları dikilmek suretiyle orman sınırları kesin olarak belirlenir.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde dava konusu 289 nolu parsel ile bitiğinde (A) harfi ile gösterilen 1030 m2'lik sahanın orman tahdit hattı içinde kaldığı, sanıkların dayandığı tapu kaydının hukuken geçerliliğini kaybettiği ve orman kadastro tutanaklarının mahallinde 05.10.1979 tarihinde ilan edilerek 289 nolu parsel yönünden itiraz edilmeden kesinleşmesine göre, dava konusu yerlerin orman olduğunun bilinmediği, hukuken geçerliliğini yitiren tapu kaydına iyi niyetle güvenerek kullanıldığına dair savunmaya itibar edilemeyeceğinden işgal ve faydalanma suçu sübuta erdiği halde yazılı gerekçe ile beraate karar verilmesi,
2- 18.03.2004 tarihli oturumda dinlenen parsel komşusu Rıfkı Yüce yeminli olarak; tarlanın sanık Ali Uysun'a ait olduğunu ancak bazen kardeş hakkı olarak birkaç yılda bir mahsulü toplaması için Ayşe Şengün'e verdiğini beyan etmesine göre, sanık Ayşe Şengün'ün ve faydalanma eylemi sübuta erdiği halde savunmalara itibar ile beraat kararı verilmesi,
3- Sanık Ayşe Şengün hakkında Ferizli C. Başsavcılığının 18.3.2004 tarih ve 2004/2 sayılı ek iddianamesi ile hakkında açılan kamu davası ile ilgili olarak savunması tespit edilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
4- İşgal ve faydalanılan (A) sahasının 1030 m2 olup 5 dekardan az olmasına göre 6831 Sayılı Yasanın 93/3 maddesinin uygulama yerinin bulunmadığının gözetilmemesi,
5- 6831 sayılı Yasanın 93/3 maddesi ile 1 yıl hapis cezası üzerinden ½ oranında artırım yapılması sonucu 1 yıl 6 ay hapis cezası yerine yazılı şekilde 1 yıl 18 ay olarak hükmolunması,
6- 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinde zaman bakımında uygulama 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul kurallarının düzenlenmesi, ayrıca 5252 Sayılı Kanunun 12. maddesi ile 765 Sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlükten kaldırılması, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Kanunların hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunması karşısında;
5237 Sayılı TCK.nun 7. ve genel hükümleri ile 5252 Sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca, sanığın hukuki durumunun 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanun Hükümleri de nazara alınarak yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş katılan idare temsilcisi, sanık ve O Yer C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 13.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy