(1412 S. K. m. 317)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Hakim havalesi içermeyen O Yer C. Savcısının temyiz talebinin CMUK. 317. maddesi gereğince reddi ile sanık Fatma vekilinin temyiz istemine hasren yapılan incelemede;
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine.
Ancak;
Her ne kadar mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen orman bilirkişinin raporunda, yerin memleket ve amenajman haritaları ile diğer teknik özellikleri itibariyle öncesinde ve halen orman sayılan yerlerden olduğu tesbit edilmişse de, fen bilirkişinin raporundan suça konu yerin 1956 tarih 117 nolu tapu kaydı kapsamında kaldığının anlaşılmasına; dosyaya celbedilen tapu kayıtlarının tetkikinde ilk tesis edilen Mayıs 320 tarih 58 nolu m2 olarak yazılı olup Haziran 1965 tarih 1 nolu tapu kaydında, miktarı 5 dönüm olmayıp geldi kaydına göre 50 dönüm olduğu tetkikle anlaşılmakla talebin tashihen tescil edildiğinin belirtilerek miktarın 45950 m2'ye çıkarıldığının; Eylül 1995 tarih 11 no. lu tapu kaydında 45950 m2'lik tarlanın 39/192 hissesinin sanık adına satışından tescil edildiğinin anlaşılmasına; orman bilirkişinin raporunda ise tapu kaydının 4595 m2 olarak kabulü ile uygulama yapılmasına; sanık tarafından dosyaya ibraz edilen tapu kaydında da miktarının 4595 m2 olarak yazılı olup bilirkişi raporlarında tapu kaydının kapladığı alan yönünden açıklık bulunmamasına göre Tapu Sicil Müdürlüğünden dava konusu yere ait olduğu iddia edilen tapu kayıtlarındaki miktar farklılıklarının neden kaynaklandığının ve tapu kaydının kapsadığı alanın ne kadar olduğunun kesin bir şekilde tesbitinden sonra bilirkişi raporuyla varsa oluşacak çelişkinin giderilmesi ve gerekirse mahallinde yeniden keşif yapılarak dava konusu yerin sınırlarını oluşturan şahıslara ait tapu kayıtlarının celb edilip araziye uygulanarak sabit sınırları belirlenmesinden sonra tapu uygulamasının yapılması; ayrıca sahada orman kadastrosunun da yapılmamış olup suça konu yere ait tapunun satış yolu ile intikal etmesi karşısında kasıt unsurunun da değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş Sanık Fatma vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 09.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy