(6831 S. K. m. 108) (765 S. K. m. 55, 59, 72) (647 S. K. m. 4, 6) (5237 S. K. m. 31)
6831 Sayılı Orman Kanununa aykırı davranmak suçundan sanık
., anılan Kanun'un 108/1, 765 Sayılı Türk Ceza Kanununun 55/3, 59, 72, 647 Sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanununun 4. maddeleri uyarınca 420.00 Yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın 647 sayılı kanun'un 6. maddesi uyarınca ertelenmesine dair Göle Sulh Ceza Mahkemesinin 20.9.2006 tarihli ve 2004/202 Esas, 2006/313 sayılı kararma karşı Adalet Bakanlığının 20.11.2006 gün ve 054258 sayılı yazısı ile Kanun Yararına Bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.12.2006 gün ve Kanun Yararına Bozma 2006/299834 Sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarname ile;
Karar, sanık müdafii ile müdahil Orman İşletme Müdürlüğüne tebliğ edilmemiş ise de, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 305/1 maddesi uyarınca kesin olduğu düşünülerek yapılan incelemede;
Suç tarihinde 18 yaşını doldurmayan sanığa tayin olunan cezaların 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 55/3 maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılmış ise de 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31/3 maddesinin 8.7.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı kanunla değiştirilmeden önceki halinde indirim oranının 1/2 olduğu ve bu indirim oranının sanık lehine bulunduğu nazara alınarak, sanığın cezasından 1/2 oranında indirim yapılması gerekirken 1/3 oranında indirim yapılarak fazla ceza tayin olunmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Olağanüstü kanun yollarından biri olan Kanun Yararına Bozma 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309/1. maddesinde aynen Hakim veya Mahkeme tarafından verilen istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanı, o karar veya hükmün Yargıtay'ca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. biçiminde düzenlenmiştir.
Bu hüküm gereğince, Kanun Yararına Bozma olağanüstü kanun yoluna başvurulabilmek için kararın öncelikle istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir. Buna göre, gıyapta verilen karar, sanık müdafii ve müdahil orman işletme müdürlüğü temsilcisine usulüne uygun olarak tebliğ edildikten sonra tarafların temyiz iradelerini açıklayacak yasal süre beklenerek sonuçta taraflarca temyiz edilmediği takdirde, kesinleşme şerhi verilip, hükmün kesinleşmesini müteakip Kanun Yararına Bozma talebinde bulunmak mümkündür. Belirtilen nedenlerle, halen kesinleşmemiş bir hükümle ilgili olarak bu yola gitmek olanaklı değildir.
Öte yandan, 647 Sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasında yer alan uygulamada asıl mahkumiyet bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası veya tedbirdir. Bu hükmün uygulanması kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez biçimindeki hüküm ile, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.1995 gün ve 6-83/108 sayılı kararındaki 3842 Sayılı yasa ile değişik CYUY'sının 305. maddesine göre ikimilyon liraya kadar (ikimilyon lira dahil) para cezalarına dair hükümler kesin ve tekerrüre esas alınamazlar ise de, bu cezaların doğrudan doğruya para cezası olmaları gerektiği gözönüne alınmalıdır. Hürriyeti bağlayıcı cezadan dönüştürülen para cezalan ikimilyon liranın altında kalsalar dahi temyizi olanaklı olup tekerrüre de esas olunabilirler. şeklindeki kabulü karşısında, hürriyeti bağlayıcı cezadan dönüştürülen para cezaları iki milyon liranın altında kalsa bile temyiz edilmelerinin olanaklı olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan yasal ve yargısal nedenlerle, Kanun Yararına Bozma talebine konu dava dosyasında sanık hakkında verilen doğrudan para cezası yanında hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilme para cezası da bulunduğundan, gıyapta verilen hüküm öncelikle taraflara tebliğ edilmeli, yasal süresi içinde taraflarca temyiz edilmediği takdirde, hükmün kesinleşmesi üzerine Kanun Yararına Bozma talebinde bulunulmalıdır.
Somut olayda bu usuli işlemler gerçekleşmediğinden, Adalet Bakanlığının Kanun Yararına Bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle Adalet Bakanlığının Kanun Yararına Bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy