(5271 S. K. m. 219) (5237 S. K. m. 80) (647 S. K. m. 5) (5275 S. K. m .122)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan avukatlık asgari Ücret Tarifesine aykırı olarak nisbi vekalet ücretinin eksik tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi sayılmamış sair itirazlar yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Duruşma tutanağının devamı niteliğinde olup hükme esas alınan keşif zaptının ikinci sahifesinin katip tarafından imzalanmaması suretiyle CMK.nun 219. maddesine muhalefet edilmesi,
2- Mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporları ve krokilerden suç konusu sahaların 2 parça halinde ancak sanığın tarlasının devamı niteliğinde olduğu, her iki parçanın aynı tarihte açıldığının anlaşılmasına göre TCK.nun 80. maddesinin uygulama şartları oluşmadığının gözetilmemesi,
3- Sanık vekilinin 21.06.2005 tarih celsede 647 Sayılı Yasanın sanık lehine hükümlerinin uygulanması talebinde bulunduğu halde 647 Sayılı Yasanın 5. maddesinin uygulanıp uygulanamayacağı konusunda herhangi bir karar verilmemesi,
4- 01.0.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı hakkındaki Kanunun 122. maddesi ile 647 sayılı Cezaları İnfazı hakkındaki kanun yürürlükten kaldırılmış olup aynı kanunda süresinde ödenmeyen para cezalarına ilişkin gecikme zammı öngörülmemesine göre gecikme zammı uygulanması olanağı bulunmadığının gözetilmemesi,
5- Red olunan tazminat miktarı üzerinden duruşmaları vekili aracılığı ile takip eden sanık lehine nisbi vekalet ücreti tayini gerektiğinin düşünülmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş Sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 19.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy