(5237 S. K. m. 21, 23, 89)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; Ancak;
Olay tarihinde sanıkla müdahilin çeşmeden faydalanma hususunda tartıştıkları tartışmanın kavgaya dönüştüğü, sanığın müdahil C.'ye vurup sert zemine düşürdüğü daha sonra yerde olan müdahilin karnına çıkıp oturduğu, bunun sonucunda 7-8 haftalık hamile olan müdahilin çocuğunun düşmesine yol açtığı, Adlı Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesinin 31.12.2005 tarih ve 3699 sayılı kararıyla darp olayıyla ilgili düşük arasında illiyet bağının oluştuğu hususunun tespit edildiği,
Yerel Mahkeme, sanığın müdahilin hamile olduğunu bilebilecek durumda olmadığından bahisle; 5237 sayılı TCK.nun 23 üncü maddesi yollamasıyla netice bakımından sorumlu tutulamayacağını ve fiilin de bu haliyle 5237 sayılı TCK.nun taksirle yaralamayı düzenleyen 89 uncu maddesine dönüştüğü düşüncesiyle anılan madde gereğince sanığın cezalandırılmasına karar vermiştir.
"Netice sebebiyle ağırlaşmış suç" 5237 sayılı TCK.nun 23 üncü maddesinde şöyle düzenlenmiş "Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir." Netice sebebiyle ağırlaşmış Yaralama suçları ise aynı Yasanın 87 nci maddesinde düzenlenmiş olup failin netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar bakımından sorumlu tutulabilmesi için, bu netice bakımından 23 üncü maddede belirtilen şekilde "en azından taksirle hareket etmesi" gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle failin 5237 sayılı TCK.nun 21 inci maddesindeki kastı ve olası kastı taşımaması gerekir.
Somut olayımıza baktığımızda; olay öncesi 16.06.2004 tarihinde köy camii hopörlerinden hamile kadınların köy muhtarlığına çağrıldığı, bu çağrıya müdahilin uyarak gittiği ve hamile olduğuna dair kaydını yaptırdığı kavga olayından 4 gün önce 2 nci kez hamile C.'nin ismi hamile kadınlar arasında anons edilerek çağrı yapıldığı ve köy halkının haberdar olduğu müdahil C. ile Ebe F. G.'in yeminli anlatımıyla anlaşıldığı, bu çağrıdan 4 gün sonra olay tarihinde köy çeşmesi başında kavga sırasında sanığın, müdahili yere yatırarak karnına oturduğu, 1970 doğumlu, evli ve bir çocuklu olan müdahilin karnına oturması köy yaşam koşulları, hayatın olağan akışı, köy yerinin sosyo-kültürel yapısı itibariyle mağdurenin çocuğunun düşmesine yönelik bir davranış olduğunu öngörmesi gerektiği, belirtilen şekilde çocuğun düşmesi sonucunu doğuran eylemde olası kasıtla hareket edildiği ortaya çıkmış olmakla, netice bakımından çocuk düşürme sonucundan sorumlu tutulması gerektiği halde yazılı şekilde olayda uygulama yeri bulunmayan taksirle yaralama suçundan ceza verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMUK.326/son maddesi gözetilmek kaydıyla isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 29.11.2006 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy