(5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9)
Silahla Yaralama ve 6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Kanununa aykırı davranmak suçlarından sanık İ. 765 Sayılı Türk Ceza Kanununun 456/1, 457/1, 59/2, 6136 Sayılı Kanunun 13/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 62/1 maddeleri uyarınca 16 ay 20 gün hapis ve 181 Yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanunun 6. maddesi gereğince ertelenmesine, 5237 sayılı kanunun 51/3 maddesi uyarınca sanığın 3 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına dair A. 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.10.2005 gün ve 2004/351-2005/356 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının Kanun Yararına Bozma isteyen 26.1.2006 gün ve 002107 sayılı yazısına dayanarak Yargıtay C. Başsavcılığınca düzenlenen 09.03.2006 gün ve K.Y.B. 2006/18804 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderilen dava dosyası okundu.
Mezkûr ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, sanığın cezasının 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 6. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği halde, uygulama yeri olmayan 5237 sayılı kanunun 51/3 maddesi gereğince 3 yıl süreyle denetime tabi tutulmasında isabet görülmediğinden bahisle CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu ihbar olunmuştur.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun zaman bakımından uygulama başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükle olan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur hükmü yer almaktadır.
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında 5252 sayılı Kanunun 9. maddesinin 3. fıkrasında da Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir denilmektedir.
Her iki metin birlikte değerlendirildiğinde, kanun koyucunun, yapılan ayrı ayrı uyarlama sonucu belirlenecek lehe yasanın somut olaya bir bütün olarak uygulanacağını amaçladığı, önceki ve sonraki yasadan alınacak lehe hükümlerin olaya uyarlanmasını, diğer bir deyişle karma bir uygulamayı benimsemediği görülmekledir. Ceza Genel Kurulunun konuya ilişkin kabul ve uygulaması da bu doğrultuda olup, aksine uygulama bozma nedeni yapılmaktadır.
Somut olayda Yerel Mahkeme, yaralama ve yasak silah taşıma suçlanın sabit görerek sanığa verdiği toplam 16 ay 20 gün hapis ve 181 YTL adli para cezasının 647 sayılı kanunun 6. maddesi uyarınca ertelenmesine karar vermesi yanında ayrıca, 5237 sayılı TCK. nun 51/3 maddesi uyarınca sanığın takdiren 3 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına da karar vermek suretiyle, karma bir uygulama yapmıştır. Oysa 647 sayılı kanunun 6. maddesinin uygulandığı hallerde yeni TCK'nun 51/3. maddesinin uygulama yeri bulunmamaktadır. Zira 647 sayılı kanuna göre yapılan ertelemenin sonuçları 765 sayılı TCK. nun 95. maddesinde, 5237 sayılı kanuna göre yapılan ertelemenin koşul ve yükümlülükleri ise bu yasanın 51. maddesinde farklı bir biçimde düzenlenmiştir.
Açıklanan yasal nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.10.2005 tarihli ve 2004/351-2005/356 sayılı, temyiz edilmeksizin kesinleşen kararının, CMK. nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, varit görülen bozma sebebine göre hüküm fıkrasından yeni TCY. 51/3 maddesi uyarınca sanığın takdiren üç yıl süreyle denetime tabi tutulmasına ibaresinin çıkarılmasına, hükmün diğer bölümlerinin aynen bırakılmasına, 28.3.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy