(5237 S. K. m. 86, 87) (765 S. K. m. 50) (5271 S. K. m. 150/3)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; Ancak;
1- Mağdur Sanık A.G. hakkında çehrede sabit eser kalacak şekilde yaralanmış olduğunun bildirilmesine, 5237 sayılı TCK'da yaralamaya dair Adli Tıp kriterleri farklı olduğundan, 5237 sayılı Kanun uyarınca yeni ölçütlere göre Adli Tıp Kurumundan rapor alındıktan sonra 5252 S. K'un 9/3 m.sine göre lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırması suretiyle saptanması ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
2- Sanık M.'ın mağdur S.D.'ı çehrede sabit iz bırakacak derecede yaraladığının hükümde belirtildiği, dosyada bulunan 28.03.2002 tarihli Adli Tıp raporuna göre ise çehrede sabit iz şeklindeki yaralamanın mağdur-sanık A.G. hakkında verilmiş olduğunun anlaşıldığı görülmekle, tefhimle geçerlilik kazanan kısa kararda mağdur-sanık A.G. ile mağdur S.D.'ın yerleri değiştirilerek hüküm kurulması suretiyle hükmün karıştırılması,
3- Sanığa atfedilen suça yasada öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı 5 yıl olduğundan, sanığa 5271 sayılı yasanın 150/3 maddesi gereğince müdafii tayin edilip, usulüne uygun olarak beyanının alındıktan sonra hüküm tesis edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4- Kabule göre de TCK 59/2 maddesi uyarınca indirimde hata sonucu sanığa fazla ceza tayinine hükmedilmiş olması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş Sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 22.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy