(6831 S. K. m. 91)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine,
Ancak;
1- Mahkemece, suça konu yerin satım ve tedavül görerek sanığa intikal eden tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilerek suç kastı olmadığından sanığın beraatine karar verilmişse de; dosya kapsamından sahada orman, bilirkişi raporundan da arazi kadastrolarının yapılmadığının anlaşılmasına; orman mühendisi bilirkişinin raporunda yerin memleket ve amenajman haritalarında ormanlık alanlar içinde kalıp diğer teknik özellikleri itibariyle de orman sayılan yerlerden olduğunun; başlangıçta devlet ormanı olup 4785 ve 5658 sayılı kanun ile ilgisi olmadığının; çevresinde bulunan devlet ormanlarıyla bir bütünlük oluşturduğunun, bu yere ait tapu kaydının sabit huduttan olmakla birlikte miktarının tapuda yazılı yüzölçümünün çok üzerinde olduğunun, mevkii ve hudut olarak sabit, miktar açısından yetersiz kaldığının, bildirilmesine karşılık teknik bilirkişi Sadıkhan Beyaz'ın 21.12.2005 tarihli raporunun Nisan 327 tarih 2 nolu ve Mart 1981 tarih 2 nolu tapu kayıtlarının tatbikine ilişkin ilk bölümünde tapu kaydında okunan sınırların sabit hudutlu sınırlar olup suça konu taşınmazın söz konusu tapu kaydının içinde kaldığının; tapu kaydı sınırlarının 3402 sayılı kanununa göre yapılan değerlendirmesinde ise kuzey ve doğu yönlerinde orman olması ve devlet ormanları ile bütünlük sağlaması nedeniyle sabit hudutlu tapu kaydı olamadığı ve miktarına göre geçerli bir tapu kaydı olduğu tesbit edilip tapu kaydı miktarı güney ve batıdaki yollar sabit alınarak uygulandığında suça konu yerin tapu kapsamında kalmayıp miktar fazlası olarak Hazineye kalan alanda yer aldığının bildirilerek gerek rapor içinde gerekse orman bilirkişinin raporuyla çelişki yaratılmasına göre öncelikle sahada arazi kadastrosu yapılıp yapılmadığının tesbit edilip raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla mahallinde farklı bilirkişiler vasıtasıyla yeniden keşif yapılıp suça konu yerin tapu hudutları içinde kalıp kalmadığının tapunun sabit hudutlu olup olmadığının şüpheye yer vermeyecek şekilde kesin olarak tesbitinden sonra tapunun hudutlarının sabit olmaması halinde tapuda yazılı miktara itibar edilmesi gerekip tapu miktarının 5514 m2; sanığın tapuda 1/16 hisseye yani 344,26 m2'lik kısma malik olmasına karşılık suça konu yerin 924 m2 olduğu da değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Kabule göre de;
Kasıt yokluğundan beraat kararı verilmiş olmasına göre orman sayılan alanlardan olduğu tesbit edilen sahadaki fındık fidanlarının müsaderesine karar verilmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, müdahil idarenin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 19.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy