(5237 S. K. m. 62, 86) (5271 S. K. m. 223, 231, 271) (1412 S. K. m. 305) (YCGK. 07.04.2009 T. 2009/3-64 E. 2009/83 K.)
Dava: Kasten yaralama suçundan sanık B. D.'in 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/1, 86/3-e, 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 7.6.2010 tarihli ve 2009/212 Esas, 2010/449 Sayılı kararına yönelik itirazın kabulüyle hükmün açıklanması için dosyanın mahkemesine iadesine dair Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17.12.2010 tarihli ve 2010/1023 değişik iş sayılı kararın karşı Adalet Bakanlığının 4.5.2011 tarih ve 2011/5548-24944 Sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.6.2011 tarih ve 2011/196614 Sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesince 25.07.2010 tarihli ve 27652 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 Sayılı Terörle Mücadele Kanunuyla Bazı Kanunlarla Değişiklik Yapılmasına dair Kanunun geçici 2 nci maddesinde yer alan Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olanların, bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren 15 gün içinde mahkemeye başvurmaları halinde mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı geri alınır ve Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin 7 nci fıkrasındaki kayıtla bağlı olmaksızın, başvuruda bulunan sanık hakkında yeniden hüküm kurulur. biçimindeki düzenleme nazara alınarak itirazın kabulü, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiş ise de Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanık vekilinin bu karara karşı yaptığı 01.07.2010 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkili hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiği, yani hakkında uygulanan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına değil, kararın esasına dair bir itirazda bulunduğu, mercii Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin sadece, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesinin şartlarının olup olmadığını, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında hukuka aykırılık bulunup bulunmadığını inceleyebileceği, şartların varlığı halinde sanık lehine olan durumun sanık aleyhine olacak şekilde kaldırılıp, hükmün açıklanmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı C.M.K.nın 309 uncu maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği düşünüldü:
Karar: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının denetlenmesine dair Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07.04.2009 tarih 2009/64-83 Sayılı kararında;
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması, esas itibariyle bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur. İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi sebebiyle hukuken varlık kazanamayan bu sebeple hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü, 2. karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu 2. kararın en temel ve belirgin özelliği varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı başvurulabilecek yasa yolu, 5271 Sayılı C.M.K.nın 231 inci maddesinin 12 nci fıkrasında açıkça itiraz olarak belirtilmiş olup, itiraz merciince de inceleme 231 inci maddenin 5-14 üncü fıkralarında koşullar dikkate alınarak, suça ve sanığa dair objektif uygulama koşullarının var olup olmadığıyla sınırlı olarak yapılmalı, hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar 231 inci maddenin uygulanma koşullarını değiştirmediği sürece itiraz merciince denetime konu edilmemelidir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği hüküm ise, bilahare davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde varlık kazanacağından ve ancak bu halde 1412 Sayılı CYUY'nın 305 ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 223 üncü maddeleri uyarınca temyiz edilebilme olanağına kavuşabileceğinden, bu aşamadan önce henüz hukuken varlık kazanmamış bulunan, bu hükmün temyiz merciince denetlenebilme olanağı bulunmamaktadır...,
Denilmek suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara yönelik itirazların merciince hangi hukuki çerçevede değerlendirilmesini gerektiğini belirtilmiştir.
Hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması halinde olağan ve olağanüstü kanun yolları denetimine konu olabilecektir. Açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmünün, hükmün açıklanması, düşme kararı verilmesi veya yeni bir mahkûmiyet hükmünün tesisinden sonra ancak temyiz incelemesine konu olabilmesi, temyiz kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde ise koşulları bulunduğu takdirde kanun yararına bozma kanun yoluyla incelenebilecek olması ve ancak bu aşamada hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkların denetlenebilecek olması karşısında, açıklanmayan ve hukuken varlık kazanmamış bulunan hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, itiraz yoluyla incelenmesi olanağı bulunmamaktadır.
İtiraz merciince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşullarının bulunup bulunmadığına dair bir değerlendirme yapılmadan, bu karara konu olan ve C.M.K.nın 231 inci maddesinin 5 inci fıkrası uyarınca henüz hukuki varlık kazanmamış olan hükmün değerlendirilmesi aynı Kanunun 231. ve 271 inci maddelerindeki düzenlemelere aykırıdır. İtiraz merciince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar, 231 inci maddenin 6 ncı fıkrasında yer alan suç ve sanığa dair objektif uygulama koşullarının var olup olmadığıyla sınırlı olarak yapılmalıdır.
Buna göre;
Sonuç: Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17.12.2010 tarihli ve 2010/1023 değişik iş sayılı kararının 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309 uncu maddesinin 4 üncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, sonraki işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 12.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy