(6831 S. K. m. 93)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
Mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen harita mühendisleri bilirkişilerin raporundan, dava konusu yerin kadastro paftasına göre orman vasfıyla tapulama harici bırakılan alanda, kadastro çalışmasında da 57 ve 221 nolu OSN.Iarı arasındaki orman sınır hattının batısında orman olarak belirtilen alanda kaldığının,ancak dava dosyası içerisinde bulunan orman kadastro çalışmalarına ait zabıt tutanaklarının dava konusu yere ait olmadığının, sahada 1966 tarihinde yapılan orman kadastrosunda tesis edilen orman sınır noktalarının herhangi bir nirengi veya poligon noktasına dayalı olarak koordinatlandırılmayıp ölçülerin herhangi bir sabit noktaya da bağlanmadığından ölçü değerlerine göre sağlıklı bir şekilde zemine aplikesinin mümkün olmadığının, geçen süre içerisinde de orman sınır noktalarının tahrip olup kaybolduklarının, bu sebeple bu noktaların zeminde bulunmasının mümkün olmadığının, ölçülerin günümüz tekniğine uygun olmayıp poligon hesabında orman tahdit zabıtlarındaki değerlerin kullanıldığının, ancak 221 ile 222 nolu O.S.N. arasında ölçülen mesafenin 132 mt. olarak belirtilmesine rağmen poligon hesabında 37 mt. olarak kullanıldığının, yani zabıtta yazılı değerlerin kullanılmadığının buna bağlı olarak koordinatların hatalı hesaplandığının, kadastro çalışmalarında da orman tahdit hattının bu koordinatlara göre uygulandığının, bu nedenle kadastro paftasındaki orman sınırı ile orman tahdit zaptındaki ölçü değerlerinin uyuşmadığının, 222 ila 225 nolu OSN. koordinatlarına göre orman tahdit zaptındaki ölçü (açı ve mesafe) değerleri kullanılarak 57 ve 221 nolu OSN. koordinat değerlerine göre dava konusu yerin orman tahdit hattının orman sayılmayan tarafında kaldığı kanaatine varıldığının belirtilmesine, orman mühendisi bilirkişinin raporunda ise dava konusu yerde orman ve arazi kadastrolarının yapıldığının yazılı olmasına karşılık bu konuda bir inceleme yapılmadan fen bilirkişilerin raporuyla yetinilmiş olduğunun, orman kadastro haritasının mahalline uygulanmadığının anlaşılmasına; davanın dayanağını oluşturan suç tutanağında yerin muhafaza ormanı olduğunun belirtilmesine, sanığın da dava konusu yerle ilgili tapusu bulunmadığını ifade etmesine, orman tahdidi yapılmış olan yerlerde yerin orman olup olmadığının tesbitinde orman tahdit haritasının esas alınması gerekmesine göre mahallinde harita tekniğinden anlayan konusunda uzman farklı harita mühendisi ve orman mühendisi bilirkişi heyeti vasıtasıyla ve zabıt mümziilerinin yer gösterimi suretiyle yeniden keşif yapılarak orman tahdidinin yapıldığı tarihteki alet ve teknikler uygulanarak orman tahdit haritası ile arazi kadastro harita ve tutanaklarının, ayrıca muhafaza ormanı haritasının da tatbiki edilip kesinleşme tarihleri de araştırılarak yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının, zaman içinde ormandan kazanılıp kazanılmadığının, halihazırdaki durumu itibariyle üzerinde orman örtüsü bulunmasa da salt toprağının dahi orman olarak kabulü gerekeceği de gözetilerek yerin vasfının şüpheye yer vermeyecek şekilde tesbitinden sonra sanığın hukuki durumunun tayini gerektiğinin gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş katılan idarenin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy