(5271 S. K. m. 185) (5237 S. K. m. 31, 32) (5395 S. K. m. 12)
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Tomarza Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26.05.2015 tarih, 2015/115 numaralı iddianame ile suça sürüklenen çocuğun 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması talep edilmiş olmasına rağmen, mahkemece yapılan yargılama sonucunda bu suç yönünden herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşılmış ise de; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.12.2015 tarih ve 2015/1-640 Esas - 2015/496 sayılı Kararında belirtildiği üzere; suça sürüklenen çocuk hakkında iddianameyle dava açıldıktan sonra karar verilmesinin unutulması durumunda, ortada temyize konu olabilecek bir hüküm bulunmadığından, bu eksikliğin bozmaya konu edilmesi mümkün olmayıp, karara bağlanmayan iddiayla ilgili zamanaşımı süresi içerisinde mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Suça sürüklenen çocuk 18 yaşını doldurmadığı halde, 15.09.2015 ve 19.01.2016 tarihli duruşmaların kapalı yapılması ve hükmün de kapalı duruşmada açıklanması gerektiği gözetilmeden, açık yapılması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 185/1. maddesine muhalefet edilmiş ise de; suça sürüklenen çocuğun temyiz inceleme tarihi itibariyle 18 yaşından büyük olması ve yaşı itibariyle eksikliğin telafisinin imkansız bulunduğu anlaşılmakla, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
1) Suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibariyle ve halen 5237 sayılı TCK'nin 32. maddesi kapsamında akıl hastalığı bulunup bulunmadığının, Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesinden veya tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden ya da Tıp Fakültelerinin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlıklarından alınacak sağlık kurulu raporu ile tespiti gerekirken, suça sürüklenen çocuğun cezai ehliyeti olmadığına dair tek hekim tarafından düzenlenen Kayseri Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 27.11.2015 tarihli raporu hükme esas alınarak, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 12. maddesinde, "Suça sürüklenen çocuğun aynı zamanda akıl hastası olması hâlinde, TCK'nin 31. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kapsamına giren çocuklar hakkında, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır." şeklinde düzenlemeye yer verildiği, ancak suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibariyle 15 yaşını doldurduğu ve TCK'nin 31/3. maddesi kapsamında bulunması nedeniyle, 5395 sayılı Kanun'un 12. maddesinin suça sürüklenen çocuk bakımından uygulanma olanağının bulunmadığı gözetilmeksizin, suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nin 57/1. maddesi uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken, ayrıca 5395 sayılı Kanun'un 5/1-a bendi gereği danışmanlık tedbiri uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerden dolayı 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkının CMUK'un 326/son maddesi uyarınca dikkate alınmasına, 03.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)