MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Beraat
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Mağdurun soruşturma esnasında suça sürüklenen çocuktan şikayetçi olduğunu beyan etmesi, mağdur vekilinin duruşmadaki beyanında mağdurun beyanına katılması karşısında 5271 sayılı CMK’nin 234. maddesi uyarınca davaya katılmak isteyip istemediği hususunda beyanda bulunmadığı ve CMK'nin 238/2. maddesi uyarınca katılmak isteyip istemediğinin mahkemece sorulmadığı, ancak hükmü mağdur sıfatıyla temyiz ettiği ve bu şekilde katılma iradesini ortaya koyduğu anlaşıldığından CMK'nin 260/1. ve 237/2. maddesi uyarınca, mağdurun kamu davasına katılan, mağdur vekilinin ise katılan vekili olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
1) Oluşa, tüm dosya kapsamına, mağdurun soruşturma aşamasında kendisini darp eden üç kişiden birisinin bıçakla yaraladığını beyan etmesi, beyanını destekleyen Şanlıurfa Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 21.01.2016 tarihli raporunda ''... karın sol alt kadranda lateralde 2 cm kesi, yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu...'' tespit edilmesine ve suça sürüklenen çocuğun tevil yollu ikrarına göre suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
2) Suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı TCK'nin 86/2, 86/3-e maddesinde düzenlenen silahla kasten yaralama suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamında kaldığı anlaşılmakla; taraflar arasında
6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
3)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 esas, 2018/554 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, Çocuk Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında sosyal yönden inceleme yaptırılmasının zorunlu olmadığı, ancak mahkemece sosyal inceleme raporuna gerek görülmediği takdirde ise gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, mağdur vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy