Basit yaralama suçundan sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a-b, 62/1 ve 52. maddeleri uyarınca 5.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına dair Yalova 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2020 tarihli ve 2017/656 Esas, 2020/45 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı lehine 3.400,00 Türk lirası vekalet ücreti takdirine ilişkin Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli ve 2020/259 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 01.10.2020 tarihli ve 2020/11917 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2020 tarihli ve 2020/89082 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
1) Dosya kapsamına göre;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 04.04.2019 tarihli ve 2018/7425 Esas, 2019/8790 Karar sayılı ilamında ".... Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 41. maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20/2. maddesi gereğince Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı, ayrıca sanığın mahkumiyeti halinde suçtan doğrudan zarar gören sıfatıyla davaya katılan kişiler lehine sanığın vekalet ücretine mahkum edilebileceği de dikkate alındığında, sanığın ikinci bir vekalet ücretine mahkum edilmesi suretiyle maddi zarara uğratılmasının da hakkaniyete uygun olmayacağı gözetilmeden katılan Bakanlık vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ...." şeklinde yer alan açıklamalar karşısında, somut olayda, Yalova 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2017 tarihli tensip zaptının katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına tebliğ edilmesi üzerine Yalova 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.12.2017 tarihli duruşmasında Bakanlık vekilinin katılma beyanında bulunduğu, ancak Bakanlığın davaya katılmasının
doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu ve suçtan zarar görmediği ayrıca sanık müdafiinin anılan karara karşı itiraz yoluna başvurduğu, kurum tarafından vekalet ücreti yönünden itirazda bulunulmadığı gözetilmeden katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine karar verilmesinde,
2) Kabule göre de;
08.12.2017 tarihli duruşmada Bakanlık vekilinin katılma talebinde bulunduğu fakat bu hususta bir karar verilmediği gözetilmeden, katılan sıfatını haiz olmayan kurum lehine vekalet ücretine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Talepnamedeki (1) numaralı talep yönünden yapılan incelemede;
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/1. maddesinin "Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir." şeklindeki hükmü karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı lehine, sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden mercii kararında bu yönden isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamedeki yerinde görülmeyen (1) numaralı kanun yararına bozma talebinin REDDİNE,
2) Talepnamedeki (2) numaralı talep yönünden yapılan incelemede;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararda mahkemece Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin katılma talebine ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği halde; karara sadece sanık müdafiince itiraz edilmesi de nazara alındığında katılan sıfatı almayan kurum lehine vekalet ücreti takdir edilmesinde isabet bulunmamaktadır.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen (2) numaralı düşünce yerinde görüldüğünden; Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli ve 2020/259 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy