MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012)
kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) Sanık hakkında düzenlenen iddianamede 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinin uygulanması talep edildiği halde, bu maddenin uygulanmaması ihtimaline binaen sanığa ek savunma hakkı tanınmadan karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 226. maddesine muhalefet edilmesi,
3) Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nin 53/4. maddesi gereğince, TCK'nin 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
4) Sanığa kasten yaralama suçundan verilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezasının ertelenmesine rağmen, bir taraftan 5237 sayılı TCK'nin 53/1-2-3 maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilip, bir taraftan da cezanın ertelenmiş olması sebebiyle TCK'nin 53/1. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek hükümde çelişki ve karışıklığa yol açılması,
5) Cezası ertelenen sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere hakimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilmesi gerekirken, suç işlemesi veya yükümlülüklere uymaması halinde ertelenen cezanın infaz edileceğinin ihtarına karar verilerek 5237 sayılı TCK'nin 51/7. maddesine muhalefet edilmesi,
6) Denetim süresinin yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde, cezanın infaz edilmiş sayılacağının kararda gösterilmeyerek 5237 sayılı TCK'nin 51/8. maddesine muhalefet edilmesi,
7) Kovuşturma aşamasında yaşı küçük mağdurun mahkemede dinlenmesi için görevlendirilen sosyal hizmet uzmanı bilirkişiye 50 TL ödemenin yargılama gideri olmadığı, bu giderlerin devlet hazinesince karşılanacağı gözetilmeden, sanıktan tahsiline karar verilmek suretiyle taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-e maddelerine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy