MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanıklar Sabri, Servet, Salih ve Ömer hakkında silahla kasten yaralama suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan sanıklar müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2) Sanıklar Hamdullah ve Hüseyin hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen kararlara yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanıklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğine hükmedilmiş ise de para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntem 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesinde ve CGK'nin 28.01.2018 tarih, 2017/12-463 Esas ve 2018/20 sayılı kararında belirtildiği üzere infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanıklar müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3) Sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik silahla kasten yaralama suçundan verilen karar yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında TCK'nin 86/1. ve 86/3-e maddeleri uyarınca belirlenen 1 yıl 6 ay hapis cezasının, TCK'nin 87/1-a maddesi uyarınca bir kat artırılmasıyla 2 yıl 12 ay hapis cezası olarak belirlenmesinden sonra, aynı maddenin son fıkrası uyarınca 5 yıl
hapis cezasına hükmedilmesi yerine, denetime imkan vermeyecek şekilde TCK'nin 87/1-a-son maddesi uyarınca doğrudan 5 yıl hapis cezası tayin edilmesi, sonuca etkili olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
4) Sanık ... hakkında müşteki Servet'e yönelik silahla kasten yaralama suçundan verilen karar yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Sanığın eylemi sonucu alınan adli rapora göre müştekide meydana gelen kemik kırığının hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyecek nitelikte olduğunun belirtilmiş olması karşısında, TCK'nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre cezanın yarısına kadar artırılabileceğinin öngörülmesi, adli tıp kriterlerinde de kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını etkileme derecelerinin hafif (1. derece), orta (2. ve 3. derece) ve ağır (4., 5. ve 6. derece) olarak sınıflandırılması karşısında, TCK'nin 87/3. maddesi uyarınca kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi dikkate alınarak makul oranda bir artırım yapılması gerekirken, 5237 sayılı TCK'nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesini ihlal edecek şekilde alt seviyede (1/6) oranında artırım yapılmak suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından,
b) Kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
5) Sanık ... hakkında katılan ...'a ve sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik silahla kasten yaralama suçlarından verilen hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde ise;
a) Sanıkların yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren
suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre:
b) Sanıklar hakkında tekerrüre esas alınan Derik Asliye Ceza Mahkemesince verilmiş 2007/38 Esas, 2008/70 Karar sayılı mahkumiyet ilamına konu suçun 5237 sayılı TCK'nin 151/1. maddesinde yazılı mala zarar verme suçuna ilişkin olduğu ve mezkur suçun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, 5237 sayılı TCK'nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanık hakkında tekerrüre esas alınan hükme ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, uzlaşmanın sağlanması halinde bu suçun tekerrüre esas alınamayacağı, ancak sanığın adli sicil kaydında başka tekerrüre esas hüküm olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, sanık hakkında TCK'nin 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve TCK'nin 58/3. maddesi uyarınca zorunlu olarak TCK'nin 86/2. maddesindeki seçimlik cezalardan hapis cezasına hükmolunması gerekip gerekmediğinin belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
c) Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafinin ve katılanlar vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy