Görevi yaptırmamak için direnme ve kasten yaralama suçlarından sanık ...’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 265/1, 265/3. maddeleri uyarınca 8 ay hapis, aynı Kanun’un 86/1, 86/3-c ve 87/3. maddeleri uyarınca 1 yıl 9 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.07.2014 tarihli ve 2014/265 Esas, 2014/477 Karar sayılı kararlarına karşı Adalet Bakanlığının 24.02.2020 tarihli ve 2019/8521 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.02.2020 tarihli ve 2020/27528 sayılı tebliğnamesi Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1)... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26.03.2014 tarihli ve 2014/27431 soruşturma, 2014/11631 esas, 2014/3901 sayılı iddianame ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmadığı halde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225/1. maddesinde yer alan, "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hakkında açılmış dava bulunmayan ve iddianamede anlatılış tarzına göre unsurları gösterilmeyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/1, 86/3-c ve 87/3. maddelerinde düzenlenen suçtan sanığın cezalandırılmasına karar verilmesinde,
2) Somut olayda, 03.02.2014 tarihinde gece saat 01:00 sıralarında Bornova Işıkkent Alp caddesi üzerinde bulunan Ayabakan Müzikhol isimli Birahanenin önünde o anda alkollü olan diğer sanık ...'ın başka kişilerle kavga ettiğini gören Bornova Asayiş Ekipler Amirliğinde görevli katılan polis memuru ... ve ekip arkadaşı tanık ...'in kavgaya müdahale etmek için yanlarına gittikleri, ...’ın yargılamaya konu eylemleri nedeniyle polisler tarafından Işıkkent Polis Karakoluna götürüldüğü, daha sonra İbrahim'in arkadaşı sanık ...'ın olayı öğrenince karakola geldiği ve katılan polis memuru ...'dan arkadaşı adına özür dilediği, ancak katılanın görevini yaptığını ve sanık ...'tan şikayetçi olduğunu söylemesi üzerine, sanık ...'ın katılan polis memuru ...' ya "istediğin yere şikayet et, şikayet etmezsen seni sinkaf ederim, seni öldürürüm" diyerek tehdit ettiği olayda, anılan Mahkemesince sanığın tehdit eylemi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesi kapsamında değerlendirilerek anılan Kanun’un 265/1 ve 265/3.
maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar veriliş ise de, sanık ...'ın eylemini sanık ...'ın eylemini bitirdikten sonra ondan ayrı ve bağımsız olarak gerçekleştirdiği, sanıkların birlikte direndiklerine dair delil bulunmadığı gözetilmeksizin, sanık ...’ın aleyhine aynı Kanun’un 265/3. maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza verilmesi, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkındaki görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükme yönelik talepnamenin (2) numaralı bozma istemi yönünden yapılan incelemede;
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2/29-56 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.)
İlk derece mahkemesince verilen bir hükmün üst mahkeme tarafından lehe bozulması halinde, bozma nedenlerinin temyiz talebinde bulunmamış olan sanıklara da uygulanmasının mümkün olması halinde, bozmanın 1412 sayılı CMUK’un 325. maddesi uyarınca hükmü temyiz etmeyen sanıkların sirayet yoluyla hükmün bozulmasından istifade ettirilmesi gerekecektir.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde;
Görevi yaptırmamak için direnme suçundan sanık ... ve diğer sanık ... hakkında... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.07.2014 tarihli ve 2014/265 Esas, 2014/477 Karar sayılı kararı ile verilen mahkumiyet hükmünün sanık ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 26.06.2019 tarihli, 2019/13056 Esas, 2019/13632 Karar sayılı bozma ilamında; “sanık ... aleyhine 5237 sayılı TCK'nin 265/3. maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza verilmesi” nedeni ile bozulmasına ve “CMUK’un 325. maddesi uyarınca hükmü temyiz etmeyen sanık ... yönünden TCK’nin 265/3 maddesine ilişkin bozmanın sirayetine” karar verilmiştir.
Mahkemenin görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden sanık ... hakkındaki dosyayı yeniden ele alıp duruşma açarak bozmayı hükümlüye sirayet ettirerek bir karar vermesi gerekmektedir. Kanun yararına bozma talebine konu edilen hukuki sorunun ilk derece mahkemesince bozmanın sanık ...’a sirayeti sağlanarak giderilmesi mümkün iken olağanüstü yasa yolu olan kanun yararına bozmaya başvurulması mümkün değildir.
Açıklanan bu nedenlerle, sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.07.2014 tarihli ve 2014/265 Esas, 2014/477 Karar sayılı kararına yönelik, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamedeki yerinde görülmeyen kanun yararına bozma talebinin REDDİNE,
2) Sanık hakkındaki yaralama suçundan kurulan hükme yönelik talepnamenin (1) numaralı bozma istemi yönünden yapılan incelemede;
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen 26.03.2014 tarihli iddianamede sanık ... hakkında “yaralama” suçundan dava açıldığına dair bir anlatım ve sevk maddesi bulunmadığı gözetilmeden, 5271 sayılı CMK’nin 225/1. maddesindeki "Hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir." şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak açılmayan davadan sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isaber görülmemiştir.
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; sanık ... hakkındaki kasten yaralama suçundan... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.07.2014 tarihli ve 2014/265 Esas, 2014/477 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesinin (d) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, sanık ... hakkındaki yaralama eyleminden mahkumiyetine dair hüküm fıkrasının “3 numaralı bendinin” hükümden çıkartılması suretiyle kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmünün tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmasına, takip eden bent numaralarının buna göre tanzimine, hüküm fıkrasındaki diğer kısımların aynen bırakılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy