(818 S. K. m. 49)
Dava dilekçesinde 3.000 lira manevi tazminatın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı, davalının kendisini küçük düşürdüğü iddiasıyla 3000 lira manevi tazminatın tahsilini istemiş, mahkemece, davalının denetçi sıfatıyla düzenlediği 26.04.1973 tarihli raporun fıkrasında (V. Tümer'e ait 257 liralık bir borç bloktan toplanan bağışlarla kapatılmıştır) ifadesini kullanmak suretiyle hiç bir, borcu olmadığı bilirkişi raporu ile tespit edilen davacıya ızdırap ve huzursuzluk verdiği gerekçesiyle 1500 lira tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Borçlar Kanununun 49 uncu maddesi uyarınca şahsi menfaatleri haleldar olan kimse hata vukuunda zarar ve ziyan ve hatanın hususi ağırlığı icap ettiği surette manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ itasını dava edebilir.
Davalının kasti olarak ve davacıyı küçük düşürmek için meydana gelmeyen bir olayı olmuş gibi gösterdiği, davacıyı teşhir etmek istediği davacı tarafından ispat edilememiştir. Olayın mahkemenin kabul ettiği şekilde cereyan etmiş olması manevi tazminata hükmedilmesi için bir neden olamaz.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekli iken yazılı şekilde tazminata hükmedilmesi isabetsiz ve bozmayı gerektirmiş olduğundan davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün açıklanan nedenle usulün 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA 13.09.1976 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy