(743 S. K. m. 679)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki elatmanın önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın idari görev yönünden reddi cihetine gidilmiş, hüküm, davacılardan Mustafa ve davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, dava konusu suyun tapulu yerlerinden çıktığını iddia ederek davalı köyün elatmasının önlenmesini istemişlerdir. Davalı köy muhtarlığı bu suyun köylerine tahsis edildiğini savunmasında ileri sürmüştür.
Mahkemece, davacıların tapu kayıtları bütün tedavülleri ile getirtilip davacılarla bağlantısı da aranılarak tapuların yerine uygulanması ve gerçekten dava konusu suyun Medeni Kanun'un 679. maddesinde sözü edilen kaynak suyu mu yoksa genel nitelikte bir su mu olduğunun kesinlikle saptanması gerekir.
Dava konusu su davacıların tapulu yerinden çıkan bir kaynak suyu olsa bile bu suyun kaynadığı yeraltı gölünün taşınmazın sınırları içinde kalmayacak kadar büyük olması, suyun yeryüzüne çıkar çıkmaz bir dere haline gelmesi, özel mülkiyete bağlı sayılmasının da kamu için zararlı olacağının saptanması halinde kaynağın arzın mütemmim cüz'ü sayılmayıp genel su niteliğinde olacağı da dikkate alınmalıdır.
Davalının savunması ile ilgili tahsis kararı ve bununla ilgili belgeler de getirtilerek tahsisi yapılan suyun, dava konusu olup olmadığının da tesbiti zorunludur.
Dava konusu su, davacıların tapusu içinde bir kaynak suyu ise tahsis kararı da suyun tamamına ait bulunmadığına göre tahsis kararının dışında kalan suya müdahalenin önlenmesine karar verilmesi isteğinin kabulü gerekir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.' nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin ödedikleri harcın istek halinde temyiz edene iadesine oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy