(3402 S. K. m. 20)
Dava dilekçesinde 2.000.000 lira kıymetindeki taşınmaza kamulaştırmasız elatmanın önlenmesi ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın Işık Köyü Muhtarlığı yönünden kabulüne, Köy Hizmetleri hakkındaki davanın açılmamış sayılması cihetine gidilmiş, hüküm davalı Işık Köyü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacılar tarafından davalılar Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Işık Köyü Muhtarlığı aleyhine açılan tapulu taşınmazlara kamulaştırmasız elatma davası sonunda, davalı Işık Köyü Muhtarlığı hakkındaki davanın kabulüne ve elatmasının önlenmesine karar verilmiştir.
Oysa, zarar köy yollarının yapımını yasa gereği üstlenmiş bulunan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün çalışmaları sırasında bu Genel Müdürlüğün elemanları tarafından meydana getirilmiş olduğuna göre, köy tüzel kişiliğinin pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır.
Yolun köye gitmesi ve köylünün bu yoldan yararlanması, yapılan yolun kamu hizmeti gereği inşaa edildiği gerçeğini değiştiremeyeceğinden, sorumluluk kamu hizmetini üstlenmiş bulunan ve yolu yasa ile kendisine verilmiş görev uyarınca yapan kamu idaresine aittir.
Bu nedenle, davalı Işık Köyü'nün pasif husumet ehliyeti bulunmadığından hakkında açılan davanın reddi gerekir.
Kabul şekline göre de, davacı tarafın dayandığı tapu kaydı 29.5.1962 tarih ve 52 sayılı olup 10260 metrekare yüzölçümündedir. Sınırları ise şarkan (doğusu) kurudere ve fundalık, garben (batısı) kurudere ve mera, şimalen (kuzeyi) Osman tarlası ve cenuben (güneyi) Zarife tarlasıdır.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesinde; kayıt ve belgeler harita, plan ve krokiye dayanmakta ise harita, plan ve krokideki sanırlara itibar edileceği; harita, plan ve kroki yoksa ve sınırlar mahallinde uygulanabiliyor ve bu sınır içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise kayıt ve belgelerde gözetilen sınırlar esas alınarak tespit edileceği; harita plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar değişebilir, genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlarda gösterilen miktarlara itibar edileceği öngörülmüştür.
Tapu sicil müdürlüğünden getirtilen tapu kaydında krokisi bulunmadığı bildirilmiştir.
Hudutlar ise doğusundaki kurudere ve fundalık ile batısındaki kurudere ve mera değişebilir hudutlar olduğu gibi diğer hudutlardan bilirkişi ve tanıklar kesin olarak sözetmemişlerdir. 13.6.1989 günü yapılan keşifte mahalli bilirkişi ve tanıklar taşınmazın 20 yıldır sürülmediğini ve sınır komşularını da bilmediklerini söylemişlerdir.
Bu durumda yapılacak iş, tapu kaydı ile komşu kayıtların ve varsa krokileri ile bütün geldilerinin getirtilerek mahallini bilen yerel bilirkişiler ve fen bilirkişisi aracılığı ile yeniden keşif yapılarak tespit edilecek sabit hudutlardan başlamak suretiyle tapu kaydı yüzölçümü miktarı olan 10.360 metrekarelik yerin saptanarak, davalı tarafından açılan yolun bu suretle saptanan tapu kapsam ve miktarında kalıp kalmadığının kesin olarak belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Yukarıda açıklandığı şekilde araştırma ve uygulama yapılmaksızın, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yolun bu şekilde değişken sınırları belirlenerek tapu kapsamı dışında kaldığı takdirde davanın reddedilmesi gerekecektir.
Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin ödenen temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6.5.1991 gününde oybirliği ile karar verildi.
(YKD EKİM 1991)
Full & Egal Universal Law Academy