(1086 S. K. m. 101)
Dava: Dava dilekçesinde, kira parasının 27.2.1994 gününden başlayarak aylık 50.000.000 lira olarak tespiti istenilmiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile aylık kiranın 50.000.000 lira olarak tespiti cihetine gidilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: 24.6.1993 tarihli ve 3911 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulu'nca 20.8.1993 tarihinde çıkarılarak 14.9.1993 tarihli ve 21698 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren 503 sayılı KHK., 4792 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa 6 geçici madde ekleyerek yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ancak, 503 sayılı KHK.'nin dayanağı olan 3911 sayılı Yetki Yasası Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, Anayasa Mahkemesi'nce 16.9.1993 tarihinde iptal edildiğinden, 503 sayılı KHK. dayanaksız kaldığı için 6.10.1993 tarihinde yine Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş ve iptal nedeniyle oluşan hukuki boşluğun Yasama Organınca doldurulması için Anayasa'nın 153 ve 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddeleri gereğince iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. KHK.'nin henüz 6 aylık uygulama dönemi sona ermeden Yasama Organınca 4792 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun bazı maddelerini değiştiren ve bazı geçici maddeler ekleyen 3917 sayılı Kanun, 8.12.1993 tarih ve 21782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Konumuz açısından önemli olan 503 sayılı KHK.'nin 4792 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa eklediği ve fakat iptal olunan geçici 3. madde, 3917 sayılı Yasanın yine 4792 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa eklediği geçici 5. madde tamamen aynı olup, 6 aylık süre henüz dolmaksızın yürürlüğe girdiğinden arada zaman boşluğu da bulunmamaktadır.
3917 sayılı Kanunun eklediği geçici 5. maddenin 1. fıkrası; Kurumu ile kiracıları arasında yapılmış sözleşmelerin bitim tarihinden itibaren 3 ay sonra sona ereceğini, 2. fıkrası; Kurum'ca bu süre içinde rayiç veya emsal bedele uygun olarak yeni kira bedel ve şartlarının tespit olunarak kiracıya tebliğ olunacağını, kiracının ise bu 3 ayı takip eden 30 gün içinde yeni kira bedel ve şartlarına göre sözleşme yapabileceğini, ancak yapmak istemez ise bu 30 günlük süre içinde Sulh Hukuk Mahkemesine itiraz edebileceğini ve 3. fıkrası ise, dava açılması halinde dava sonucuna kadar Kurumlar'ca tespit edilen kira bedeli üzerinden ödeme yapılacağını, dava sonucunda belirlenen kira bedeline göre kiracı lehine doğacak farklar takip eden aylara ait kira bedelinden mahsup edileceği yasanın amir hükmüdür.
Yasanın bu amir hükmüne rağmen Kurum'ca tespit edilen kira parasının ödenmesinin dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbiren durdurulmasına mahkemece karar verilmiştir.
HUMK.nun 101 ve müteakip maddelerine göre; mahkemece, ancak tehirinde bir tehlike ve zarar olacağı anlaşılan hallerde bu tehlike ve zararın defi için ihtiyati tedbire karar verilebilir hükmünü getirmektedir. HUMK.nun ihtiyati tedbire ilişkin bu maddelerindeki şartların olaya ne şekilde uyduğu mahkemece açıklanmadığı ve somut nedenleri de gösterilmeksizin ihtiyati tedbire karar verildiği gibi böyle bir karar yukarıda ayrıntılı olarak izah edilen 3917 sayılı Kanunun amacına ve 5. maddenin 3. fıkrasındaki amir hükme de aykırıdır.
Kabule göre de; davalı Kurum, Yasa gereğince kendisine tanınan hakka dayanarak Dolar olarak önerdiği aylık kiranın mahkemece Türk Lirası takdir edilerek belirlenmesinin nedenleri tartışılmamış ve sadece TL. olarak tespitine karar verilmiştir.
Bu durumda, önerilen aylık Dolar karşılığı olan Türk Parası'nın tespitini de isteyip istemediğini davalı Kurum'dan sorularak ve verilen cevaptan sonra bu konudaki yasa hükümleri gözönünde tutularak hüküm kurulması gerektiği halde, bu nedenler tartışılmaksızın kiranın tespiti doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davanın hukuki dayanağı olan 3917 sayılı Kanunun 4792 sayılı Yasaya eklediği geçici 5. maddenin birinci fıkrası ile taraflar arasındaki kira sözleşmesinin, sözleşmenin bitim tarihinden itibaren üç ay sonra sona ermiş olacağından, gerek dava yoluna başvurmaksızın tarafların yapacakları sözleşme, gerekse dava sonucu verilen karar ile başlayan yeni dönem ve kira miktarı artık önceki kira ilişkisinin veya sözleşmenin bir devamı olmayıp taraflar arasında yeni bir kira ilişkisi kurmuş olacağından dava konusu mecurun kira parasının tespitini, mecur boş olup yeniden serbestçe kiraya veriliyormuş olarak kabul edilerek bu miktarda tespit etmek gerekirken, mecurun boş olarak kiraya verilmesi halinde getirebileceği kira parasından indirim yapılması yasanın amacına uygun bulunmamıştır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA),24.11.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy