(743 S. K. m. 377) (3561 S. K. m. 1, 2)
Dava: Dava dilekçesinde, 3.900.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece, davanın aktif husumet yönünden reddi cihetine gidilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü:
Karar: Medeni Kanunun 377. maddesine göre; Sulh Mahkemesi, idaresi kimseye ait olmayan mallar için muktezi tedbirleri ittihaza ve uzun müddetten beri gaip olup da bulunduğu yer belli olmazsa kayyım tayinine mecburdur.
Ayrıca, 3561 sayılı Mal memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanunun 1 ve 2. maddelerine göre, gaip kişilerin mal varlıkları üzerindeki Hazine menfaatinin daha iyi korunmasını sağlamak üzere mahallin en büyük mal memurlarının kayyım tayin edilmesi öngörülmüştür.
Davacı, İstanbul Defterdarlarının MK. 377, 3561 sayılı Kanun uyarınca usule ve kanuna uygun olarak kayyım tayinine dair karar verilmiş ve usulüne uygun şekilde iptal edilmemiş olmasına göre, işin esasına girilerek davaya bakılması gerekirken, bazı gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsi, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve şimdilik diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.9.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy