(743 S. K. m. 84, 85, 86) (818 S. K. m. 61, 63)
Dava: Dava dilekçesinde, nişan hediyelerinin aynen iadesi veya bedellerinin ve faizinin ve 50.000.000 lira manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadakı bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacı; davalının nişanlılık sırasında başkası ile kaçması nedeniyle nişanın bozulduğunu ileri sürerek, davalıya takılan ziynet eşyaları, giysi vb. hediyelerin aynen ya da bedellerinin ve nişan nedeniyle yapılan masrafların işlemiş faizleriyle, ayrıca 50.000.000 lira manevi tazminatın davalı tarafların tahsilini, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasını istemiş; mahkemece, ziynet ve eşyalardan dolayı 26.550.000 lira manevi tazminat olarak da 15.000.000 liranın davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
MK.nun 85. maddesine göre, bir taraf kendi kusuru olmaksızın nişanın bozulmasından şahsen fahiş bir surette mutazarrır olmuş ise hâkim onun manevi zararının giderilmesi için münasip bir tazminata hükmedebilir.
MK.nun 86. maddesine göre ise, nişanın bozulması halinde nişanlıya verilmiş olan mutad dışı hediyeler geri istenebilir.
Hediye aynen mevcut değilse; karşılığı, sebepsiz zenginleşme kuralarını göre iade edilir. Giyilmekle eskiyen, kullanmakla tükenen şeylerin iadesi istenemez.
Buna göre; hem hediyeler, hem de manevi tazminat yönünden öncelikle tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması, manevi tazminatın miktarını tayinde tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının nazara alınması, hediyelerin nitelik ve niceliklerine göre bu konuda uzmanc bir bilirkişi marifetiyle dava tarihindeki değerlerinin, ondan sonra nişanlıların bulundukları yöredeki örf ve âdeti bilen bir bilirkişiyi marifetiyle de; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve örf ve âdete göre dava konusu ziynet eşyalarından hangilerinin mutad dışı olduğunun belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, herhangi bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi; kabule göre de, giyim eşyası ve makyaj takımının da iadesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün, HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.2.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy