(818 S. K. m. 42, 61, 63)
Dava: Dava dilekçesinde sebepsiz zenginleşme nedeniyle 50.000.000 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, 6.12.1995 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davalı tarafça açılan tazminat davası kesinleşerek icra yoluyla infaz edilmek suretiyle davalıya ödemede bulunduğunu ancak daha sonra aracını sigorta eden Şark Sigorta Şirketi tarafından davalıya banka kanalıyla 31.3.1997 tarihinde 50.000.000 lira ödenmiş olduğunu öğrendiğini bu durumda davalının haksız zenginleştiğinden bahisle 50.000.000 liranın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece "davacının kusuruna isabet eden tazminatı ödediği kendisine sigorta şirketinden rücu talebi olmadığına göre davalının haksız zenginleşme sebebinden istifade edemeyeceği" gerekçesiyle davanın reddi cihetine gidilmiştir.
Oysa ki; Bk. 42 maddesi 2. fıkrası gereğince hakim, gerçek zarar kasamını belirlemekle yükümlüdür. Davacı, davalı tarafa sigorta şirketince bir ödeme yapıldığını beyan etmiş olmasına rağmen, deliller toplanmamış dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar araştırılmamıştır.
Davacı, davalının sebebsiz zenginleştiğini ileri sunmuştur. Sebepsiz iktisaptan sözedebilmek için öncelikle davalının malvarlığında bir zenginleşmenin meydana gelmesi gerekir. Davalının zenginleşmesi, davacının mamelekinde azalma (fakirleşme) meydana getirmelidir. Nitekim davacı aracını sigorta ettirmiş bu gibi durumlarda sigorta şirketi tazmin yükümlülüğünü üstlenmiştir. Davalı burada hem davacıdan hem sigorta şirketinden tazminat alarak sebepsiz zenginleşmiş olur. Ancak, mahkemece tarafların delilleri toplanıp değerlendirilmeli ve sebepsiz zenginleşme şartlarının oluşup oluşmadığı tartışılmalıdır. Yukarıda belirtilen hususlar araştırılmadan yazılı gerekçeyle sonuca gidilmesi doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 9.12.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy