(1086 S. K. m. 8)
Dava: Dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın 1/3 hissedarı olan dava dışı Necip tarafından davalıya kiralandığı kendilerinin kira aktine muvafakat etmediklerinden fuzuli şagil durumunda olan davalının mecurdan tahliyesine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile davalının mecurdan tahliyesi cihetine gidilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, dava konusu taşınmazda toplam 2/3 oranında hissedar oldukları halde, 1/3 oranında hisse sahibi dava dışı Necip tarafından mecurun davalıya kiralandığını, kendilerinin kira akdine muvafakatları olmadığnıdan, fuzuli şagil durumunda olan davalının mecurdan tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Mahkemece, müşterek mülkiyete tabi taşınmazlara ilişkin kira sözleşmelerinin geçerli sayılabilmesi için pay ve paydaş çoğunluğuna dayanması gerektiği, dava konusu olayda geçerli bir kira sözleşmesinin varlığından ve davalının kiracılık sıfatı kazandığından sözedilemeyeceğinden bahisle talebin kabulüyle davalının tahliyesine karar verilmiştir.
Görülüyor ki, davacı istemi ve mahkemenin tüm değerlendirmelerine göre dava; davalının müdahalesinin men'ine ilişkindir. Bu tür davaların münhasıran Sulh Hukuk Mahkemelerinde görüleceğine dair bir hüküm yoktur. O halde mahkemece öncelikle yapılacak iş; mahallinde keşif yapmak suretiyle dava konusu yerin değerini tespit etmekten ibarettir.
Buna göre; değeri 100.000.000 liranın altında ise davaya devam etmek ve şayet 100.000.000 liradan fazla ise davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken (bilindiği gibi dava tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesinin görev sınırı 23.6.1996 tarihinde yürürlüğe giren ve HUMK.'nunda değişiklik yapan 4146 sayılı Kanun ile 100.000.000 liraya çıkarılmıştır) işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), şimdilik diğer yönlerin incelenmesine mahal olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.5.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy