(1086 S. K. m. 354, 428)
Dava: Dava dilekçesinde 8 adet kavak ağacı bedeli 95.000.000 Liranın davalıdan tazminine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, tarlasının kenarında dikili olan 8 adet kavak ağacının davalı tarafından izni ve haberi olmadan kesildiğini ileri sürerek, zararın tazminini istemiştir.
Davalı ilk celsede söz konusu kavakları kendi tarlasından kestiğini ve bu kavakların kendisine ait olduğuna dair hakim kararı bulunduğunu beyan etmiş, ayrıca kavakların kendisine ait olduğuna dair davacı taraf yemin ederse davasını kabul edeceğini bildirmiştir.
Aynı celsede davacı, davalının teklif ettiği yemini eda etmeyi kabul etmiş ve yemin metni zapta geçirilmiştir.
Taraf, başlangıçta diğer delilleri ile birlikte yemin teklifinde de bulunabilir (m. 354). Bu halde ilk önce diğer deliller incelenir; bunlar ile iddia (veya savunma) ispat edilirse yemin teklifine gerek kalmaz (yani yemin teklif edilmemiş sayılır). Buna karşılık diğer delillerle iddia (veya savunma) ispat edilemezse o zaman son çare olan yemin deliline başvurulur; yani yemin teklifi bu hal için yapılmış sayılır (m. 354, II).
Davada taraflardan herhangi birisi istek veya savunmasını ispat için takdiri veya kanuni delillerden herhangi birisi ile birlikte hasmına ant da yöneltmiş olursa bu durum ispatın yalnız anda bırakıldığı, gösterilen diğer delillerden vazgeçildiği anlamına yorumlanamaz. HUMK. m. 354, II'ün kaynak olan Nöşatel Usul Kanunundaki karşılığı olan (296 m.2. fıkra) hükmü şöyledir; (fakat yemin ancak tarafın iddiasını diğer delillerle ispat edememiş veya onları kullanamamış olması hali için teklif edilmiş sayılır). Bizim m.354,II hükmünün de bu şekilde anlaşılıp, benimsenip, uygulanması gerekir. Ayrıca 354. maddenin 1.fıkrasının başında yer alan (davasını) sözünün de bu hükmün yalnız bir taraf için davacıyı bağlayıcı nitelikte olduğu da ileri sürülemez. Zira dava ile savunmanın ilke olarak eşit kurallara bağlanması gerekir.
O halde, davalıya önce kavakların kendisine ait olduğuna dair mevcut olduğunu bildirdiği hakim kararı ve bu husustaki delillerini ibraz etmek imkanı tanınmalı ve doğacak sonuca göre (savunma ispat edilemezse) yönelttiği yemin delili dikkate alınmalıdır.
Eksik araştırma sonucu davalının bildirdiği delili konusunda hiçbir inceleme yapılmadan yalnız davalı tarafından yöneltilen andın davacı tarafından eda edildiği üzerinde durularak verilen karar bozulmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 15.09.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy