(1086 S. K . m. 288)
Dava: Dava dilekçesinde 56.657.000 lira için takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar vreilmesi, icra inkar tazminatına hükmedilmesi ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının kendisinden satın aldığı aracın bedelinden bakiye 50.000.000 TL'yi devir teslimde ödemeyi yazılı sözleşme ile taahhüt ettiğini, aracın devri gerçekleştiği halde borcunu ödemediğinden, hakkında icra takibine başvurduğunu, ancak, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğundan bahisle, davalının haksız itirazının iptali ile icra inkar tazminatına mahküm edilmesini istemiştir.
Davalı ise, aracı borçsuz olarak almasına rağmen, devir sırasında araç üzerinde haciz olduğunu öğrendiğini ve haczin kendisi tarafın
dan kaldırıldığını, bu nedenle sözleşmede yer alan miktarı ödemediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, sözleşmeye göre 26.8.1996 tarihinden evvel araca ilişkin borçların satıcı Ü.Ö.ye ait olduğunun kararlaştırıldığı, hacizle ilgili takibin belirtilen tarihten önce olduğu anlaşılmakla, davalının bu davanın konusunu oluşturan icra dosyasına yapmış olduğu itirazın yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Kanun hilafını emretmedikçe iki tarafın her biri müddeasını ispata mecburdur (MK mad. 6).
Olayımızda ispat yükü, satım ilişkisi ve bakiye borçla ilgili yazılı sözleşmeyi kabul etmekle birlikte, ödediğini iddia eden davalı tarafa düşmektedir. Davalı taraf araç üzerindeki haczi kendilerinin kaldırdığını savunmuşlar, ancakne kadar ödemede bulunduklarını belirtmemişlerdir. Söz konusu ödemeye yönelik icra dosyasında bilgi ve belgeye de rastlanılmamaktadır. Mahkemece, ispat külfeti kendisine düşen davalıya, iddiasını doğrulayan ödemeyle ilgili yazılı bir belgesinin bulunup bulunmadığı sorulmalı ve kendisine savunmasını ispat etme imkanı tanınmamalıdır. Öte yandan ödemede bulunulduğu iddia olunan takip dosyasındaki borcun araçtan kaynaklanan bir borç olup olmadığı da araştırılmalı, toplanan deliller değerlendirilip, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirarzları bu nedenlerle yerinde olduğundan, kabulü ile hükmün HUMK'nin 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.11.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy