(818 S. K. m. 61, 62)
Dava: Dava dilekçesinde 149.051.000 lira alacağın ödeme tarihinden itibaren faizi ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Davalı karşılık davasında haksız açılan davanın reddi ile çalıştığı süreyle ilgili 160.000.000 liranın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulü, karşılık davanın ise reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı (karşılık davacı) tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; Kültür Bakanlığı bünyesinde Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı emrinde sözleşmeli programcı olarak çalıştırılan davalı E.E.'nin göreve başladığı tarihten itibaren sözleşmenin fesih edilmesi nedeniyle kendisine peşin ödenen 8.1.1998-14.3.1998 tarihleri arasındaki sözleşme ücretlerinden dolayı toplam 149.051.000 lira borçlu bulunduğundan bahisle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla peşin ödeme dolayısıyla tahakkuk ettirilen 149.051.000 lira alacağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davacı ile aralarında 1.1.1998-31.12.1998 tarihlerini kapsayan iş sözleşmesini imzalandığını, sözleşmeye dayalı olarak kendisine verilen görevleri yapmakta iken kendisinin bilgi ve haberi dışında sözleşmenin başlangıç tarihinden itibaren karşı tarafça fesh edildiğini, fiilen çalıştığı ve hakkı olan 8.1.1998-14.3.1998 tarihleri arası maaş farkı 45.000.000 lira ile 15.3.1998-26.3.1998 tarihleri arası maaşının kendisine ödenmediğini, 80.000.000 lira tutarında sigorta primlerinin de yatırılmadığını ileri sürerek, aleyhinde açılan davanın reddi ile toplam 160.000.000 lira ödenmesi gereken alacağının davacı tarafından tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın davasının kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 149.051.000 liranın ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı-karşılık davacıdan alınarak davacı tarafa verilmesi, davalı tarafın açmış bulunduğu karşı davanın ise reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davada, davalının davacı kurumla (Kültür Bakanlığı) 8.1.1998-31.12.1998 tarihlerini kapsar biçimde sözleşme imzaladığı, sözleşme gereği davalının işe başlatılarak çalıştırıldığı, çalışması devam ederken 1998 Mali Yılı Bütçe Kanunu'nun 51. maddesinin 5. paragrafında belirtildiği üzere vize yapılmadığı gerekçesi ile kurumca sözleşmenin fesh edildiği, bunun üzerine davalının işten ayrıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davalıya sözleşme gereği peşin ödenen ücretin, sözleşmenin davalının göreve başladığı tarihten itibaren feshi nedeni ile geri istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Anılan sözleşmenin 5. maddesinde aynen ilgiliye yapacağı hizmete karşılık sözleşme süresince her ay brüt (100.224.000) lira ödenir. Ödemeler her ay peşin yapılır. Ay sonundan önce ayrılmalarda 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine göre aylık bağlanması veya ölüm sebebiyle sözleşmeye son verilmesi halleri dışında kalan günlere düşen ücret tutarı doğrudan geri alınır. Sözleşme ücreti dışında ilgiliye herhangi bir ad altında ödeme yapılamaz hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü gibi tarafların serbest iradeleri ile yaptıkları sözleşmede geri ödemenin çalışılmadığı günlere ilişkin bulunduğu açıktır.
Olayımızda haksız iktisap mevcut değildir. Hizmet mukabili ve sözleşme gereğince davacıya bir rıza maaş verilmiş olmasına ve BK. 62. maddesi mucibince bu paranın hataen davalıya verildiği de iddia ve ispat edilmemiş bulunmasına göre, davalının çalıştığı süreye ilişkin ödenen paranın istirdadı mümkün değildir. Zira sonradan sözleşme bütçe kanununa aykırılık nedeni ile feshedilmiş de olsa, davalı sözleşme gereği aldığı paranın karşılığını davacı kuruma çalışarak yerine getirmiştir.
Mahkemece, yukarıdaki hususlar gözönünde tutularak davalının (karşılık davacının) davacı kurumda çalıştığı sürenin belirlenip, sözleşme hükümleri gereği çalıştığı süreye isabet eden ücretinin bilirkişi marifetiyle tesbiti ile hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.01.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy