(2004 S. K. m. 67, 170)
Dava: Dava dilekçesinde itirazın iptali ve takibin devamına ve haksız itiraz nedeniyle icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı K. G. T. Tic. Ltd. Şti. davalı tarafından Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 1996/6355 takip sayılı dosyası ile şirketleri aleyhine kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibinde bulunulduğunu, takip talebinin konusu olan çekteki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı yolundaki itirazlarının Ankara 8. İcra Hakimliği'nin 4.3.1997 tarih ve 1996/723 Esas, 1997/123 sayılı kararı ile kabul edilerek, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nce onandığını, sözü edilen icra takibinin iptali ile şirket lehine takip konusu alacağın % 40'ı oranında icra-inkâr tazminatı ve vekalet ücretine hükmedildiğini beyanla kendileri lehine hükmedilen icra-inkâr tazminatı ve vekalet ücreti alacağı için Ankara 11. İcra Müdürlüğü'nün 1997/848 takip sayılı dosyası ile ilamsız takip yoluna gidilmiş ise de davalı tarafın itirazı ile takibin durduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, 56.000.000 lira asıl alacak üzerinden yasal faiz ile haksız itiraz nedeniyle icra inkâr tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş olup, kararı davalı taraf temyiz etmektedir.
İcra-İnkâr tazminatının amacı borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olan borçlunun ödeme emri üzerine icradaki borcunun inkâr edilmesini önlemektir. Denilebilir ki inkâr tazminatı, ilamsız icranın daha etkili olması için düşünülmüş bir tedbir, yani müeyyidedir (yaptırımdır).
İİK 170. maddesinin 3. fıkrasına göre; inkâr edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa itirazın reddi ile birlikte borçlunun sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın % 40'ından aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına mahkûm edilir.
Öte yandan borçlunun kambiyo senedindeki imzanın kendisine ait olmadığı yolundaki itirazı satıştan başka icra takip işlemlerini durdurmayacağı hususu İİK madde, 170/1. fıkrasında öngörülmüş bulunmaktadır.
İcra inkâr tazminatının bir özelliği de buna (icra inkâr tazminatına) ancak alacağın esası hakkında açılan itirazın iptali davası ile birlikte (ya da şartları oluştuğunda tetkik mercii kararları) hükmedilebileceğidir.
Kural olarak alacaklı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, mahkemenin itirazın iptali dtavası hakkında yaptığı inceleme sonucunda, borçlunun ödeme emrine karşı yapmış olduğu itirazın haksız olduğuna karar vermesi gerekir. Zira borçlunun itirazın iptali davasını kaybetmesi her zaman onun itirazının haksızlığına karar verilmiş olması demek değildir. Yukarıdaki maddi ve hukuki olguların ışığı altında davalının itirazının haksız olduğu sonucuna varılması doğru görülmemiştir. Zira borçlunun aleyhine hükmolunan icra inkâr tazminatını ve kapsamını ilgili Tetkik Mercii kararı kesinleşmeden bilmesi olanaksızdır. O halde böyle durumlarda gönderilen ödeme emri üzerine borçlunun (davalının) ödeme emrine vaki itirazı haklıdır ve bu nedenle icra inkâr tazminatına hükmedilemez.
Mahkemece nedenleri gösterilmeksizin yazılı şekilde aksine hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nin 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.2.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy