(2918 S. K. m. 85, 3) (818 S. K. m. 43, 44)
Dava: Dava dilekçesinde 41.454.280 lira tazminatın yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 49.054.200 liranın kaza tarihinden itibaren yasal faiz ve masraflarla tahsili cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 23.4.1997 tarihinde vuku bulan trafik kazasında hasar gören aracı için 41.454.280 lira tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Dava cevabında, kazaya karışan aracı olay tarihinden önce 25.6.1996 tarihinde noter satış senedi ile Murat Kara'ya satarak teslim ettiğini kaza ile ilgisi ve sorumluluğu bulunmadığından ötürü davanın reddini ileri sürmüştür.
Dosyaya ibraz edilen Altındağ 1. Noteri tarafından 25.6.1996 tarih ve 24548 yevmiye nolu düzenleme suretiyle yapılan mülkiyeti muhafazalı satış sözleşmesine göre; kazaya karışan araç, satışı tarihinden sonraki bütün hak ve sorumluluğu alıcıda olmak kaydıyla satılmış ve teslim edilmiştir.
2918 sayılı Kanunun 85. maddesine göre motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni bu zarardan sorumlu olur. Aynı kanunun 3. maddesine göre Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen kimse işleten sayılır.
Görüldüğü üzere araç mülkiyeti muhafaza kaydıyla satılmış ise alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı olan kişi işletendir.
Fakat işleten kabul edilen kimseden başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde eylemli tasarrufu bulunduğu ispat edilirse bu kişi işleten sayılır.
O halde yukarıda sözü edilen yasanın 3. maddesine göre her şeyden önce araç sahibini işleten olarak kabul etmek gerekecektir. Kural olarak trafik sicilindeki kayda göre mülkiyet durumu belirlenir ise de, halen sicilde adına tescilli bulunan kişi aracı noter senedi ile sattığını ve zilyetliği naklettiğini ve fakat henüz yeni malik adına tescil işleminin yapılmadığını ispat ederek bu sıradaki kazalardan dolayı sorumluluktan kurtulabilir.
Mahkemece yukarıdaki hukuki ve fiili olgular dikkate alınmaksızın sadece trafik kaydına dayanılarak ve de savunma üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin olarak alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 4.11.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy