(1086 S. K. m. 240, 282, 286) (818 S. K. m. 42)
Dava: Dava dilekçesinde 94.500.000 lira zarar bedelinin masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacıya ait tarladaki pamuk mahsulüne davalılar tarafından küçükbaş hayvanı sokularak zarar verildiğini bu hususta mahkemeye tespit yaptırdıklarını ancak, aynı gün bitişik taşınmazdaki zararın da tespiti istendiğinden bilirkişi verdiği raporda taşınmazdaki zarar miktarını sehven karıştırarak dava konusu 555 parsel nolu taşınmazlardaki zarar miktarını 556 nolu parsele, 556 nolu parseldeki zarar miktarını da 555 nolu parsele aitmiş gibi raporunu düzenlediğini, bu yanlışlığın yargılama sırasında düzeltilebileceğini iddia ederek 94.500.000 lira zarar bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davayı kabul etmediklerini beyan edip, müvekkillerinin zarar vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tespit dosyalarının incelenmesinde 556 nolu parseldeki zararın 94.500.000 lira, davacıya ait 555 nolu parseldeki zararın ise 22.500.000 lira olduğu, her ne kadar tespit dosyasındaki bilirkişi raporlarının karıştırıldığı iddia edilmiş ise de süresi içinde tespit isteyen tarafından buna itiraz edilmediğinden 22.500.000 lira için davanın kabulü gerekir gerekçesi ile davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına göre; davacı tarafın bilirkişi raporunu tebellüğ etmediği anlaşılmaktadır. HUMK. nun 282. maddesi gereğince raporun taraflara tebliği gerekir. Kendisine tebliğ edilmeyen bilirkişi raporuyla tarafı bağlı saymak mümkün değildir. Dava dilekçesinde bilirkişi raporlarında sehven karışıklık olduğu iddia olunmasına göre bu hususun mahkemece araştırılması lazımdır. Öte yandan HUMK. nun 286 ve 240. maddeleri gereğince hakim ikame olunan delilleri serbestçe takdir eder. Borçlar Kanununun 42.maddesi de zararı ispat etmek müddeiye düşer. Zararın hakiki miktarını ispat etmek mümkün olmadığı takdirde, hakim; halin mutad cereyanını ve mutazarrır tarafın yaptığı tedbirleri nazara alarak onu adalete tevfikan tayin eder hükmüne amirdir.
Mahkemece yapılacak iş, her iki tespit dosyasında da rapor düzenleyen bilirkişi veya bilirkişiler çağrılarak iddia olunan hususlar sorulup açıklığa kavuşturulmalı, yeniden rapor düzenlenmesi istenmeli (gerekiyorsa keşif yapılarak), tüm dosya kapsamına göre zarar miktarı mahkemece tayin ve takdir edilerek hasıl olacak sonuca göre tazminata hükmolunmalıdır.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 24.5.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy