(2004 S. K. m. 62/11, 66, 67/1)
Dava: Dava dilekçesinde 22.802.479 lira alacak için itirazın iptali faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın İcra İflas Kanunun 59 ve 62. maddeleri gereğince reddine, %40 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine yer olmadığı cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, davalının kullanıdğı su bedelini ödememesi nedeniyle, hakkında başlattığı icrai takibe veki itirazın iptalini istemiş, davalı davalının reddini savunmuş, mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı kurum tarafından temyiz edilmiştir.
İcra takibine davalı tarafından 3.12.1997 tarihinde itiraz edilmiş ve görülmekte olan işbu dava ise 6.7.1998 gününde açılmış bulunmaktadır. Mahkemece davacının itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açmadığı ve de itiraz dilekçesinin kendisine tebliğ edilmesi için gerekli giderleri icra dosyasına yatırmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
İcra ve İflas Kanununa göre ödeme emrine itirazın iptali davası bir müddete tabidir. Gerçekten de alacaklı bu davayı itirazın kendisine tebliği (İİK. mad. 62/11) tarihinden itibaren bir yıl içinde açabilir (İİK. mad. 67/1).
Süresi içinde ödeme emrine yapılan itiraz ile icra takibi kendiliğinden durur (İİK.mad. 66). İtiraz ile duran takibe devam edebilmesi için, alacaklının itirazı ya mahkemede iptal ettirmesi (İİK.mad. 67) veya Tetkik Merciinde kaldırtması (İİK. mad. 68-68 a) gerekir. Tüm bu olasılıklardaki bir yıllık veya 6 aylık süre borçlu tarafından yapılan iitirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren işlemeye başlaması gerekir. Borçlunun ödeme emrine yaptığı itirazın alacaklıya tebliği için yatırması gerekten posta giderinin davacı tarafından tediye edilmemesi hususu hak düşürücü nitelikteki dava şartının işlemeye başladığı anlamına gelmez. Zira İİK. 59. maddesi uyarınca alacaklının (davacının) borçlunun (davalının)İİK. 62. maddesine göre yapılabileceği itirazın kendisine tebliğ masrafını avans olarak peşinen ödememesi icra takibine vaki istemini hükümsüz kılmaz. Kaldı ki İcra memurunun istemine rağmen davacının böyle bir masrafı ödemekten imtina ettiğine ilişkin bir belirti de bulunmamaktadır.
Mahkemece işin esasına girilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutlamksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve şimdilik diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 9.2.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy