(818 S. K. m. 106, 109, 249)
Dava: Dava dilekçesinde kira akdinin feshi ile teminat olarak yatırılan 25.900.000 lira ile mahrum kalınan kârdan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile 100.000.000.- liranın 31.11.1992 tarihinden itibaren masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı-davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden kiraladığı taşınmazın kendisine teslim edilmediğini ileri sürerek sözleşme gereğince yatırdığı teminat bedeli olan 25.900.000 liranın iadesi ile birlikte kiralananı kullanamamasından kaynaklanan toplam 401.520.000.- lira kâr yoksunluğunun tazmini ile kira akdinin feshini talep ve dava etmiştir.
Davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü ise mecurun (kiralananın) üçüncü kişilerce işgal edilmesinden ötürü teslim edilemediğini, bundan ötürü de herhangi bir kusuru olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller sonucunda 25.900.000 lira taminatın ve bilirkişi heyeti raporunda belirtilen 146.320.000 lira kâr mahrumiyetinin yasal faizi ile birlikte tahsiline hüküm kurulmuştur.
Dava, kira sözleşmesine konu mecurun teslim edilmemesine dayanan akdin feshi ile birlikte kâr yoksunluğu tazminatı istemine ilişkin bulunmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre kira ilişkisinni kurulduğunda mahkemece çözümü gereken bir uyuşmazlık yoktur. 25.900.000 lira teminatın davacı tarafından yatırıldığı, 8.1.1992 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin kuruduğu, mecurun teslim edilmemesi nedeniyle İstanbul 19. noterliğinin 14.11.1994 tarihli ve 34394 nolu ihtarnamesinin davalıya tebliği ile mecunun teslimi için 10 günlük süre verildiği, davalının bu sürede edimini yerine getiremediği hususu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu mad 249'a göre "kiralayan kiralananı akitten maksut olan kulanmaya salih bir halde kiracıya teslim etmek ve kira müddeti zarfında bu hald ebulundurmak ile mükelleftir" teslim borcunu yerine getirmeyen ya da kiralananı tahsis amacına uygun surette arzetmeyen kiraya verene karşı borçlu temerrüdü hükümleri uygulanabileceği gibi, geç teslimden dolayı bir zarar doğmuşsa bunun tazmini yoluna da gidilebilir. Buna göre:
Alacaklı (davacı) ifadan vazgeçip sözleşmeden döndüğünü beyan ettiği takdirde, borç ilişkisi fesh edilmiş olur. Buna göre "akitten rücu eden alacaklı, vaad olunan şeyi vermekten imtina ve tediye eylediği şeyi istirdad edebilir" (Bk. mad. 108/1). Bu nedenle davacının ödemiş bulunduğu teminat tutarı olan 25.900.000 liranın faizi ile tahsiline dair mahkeme hükmü yerinde bulunmuştur.
Davalı temerrüde düşmekte kusursuz oluğunu ispat edemediği sürece alacaklının (davacının) sözleşmenin kurulması için yaptığı giderler, sözleşmeden doğan borçlar, ifa edilecek diye yaptığı giderler, sözleşmenin hüküm ifade ettiğine güvenerek başkası ile sözleşme yapma fırsatını kaçırması yüzünden uğradığı zararlar girmektedir. Bk. Mad. 106 hükmündeki "ifadan vazgeçerek olumlu zararının tazminini isteme" hakkına sahip iken, bunun yerine sözleşmeden dönmeyi seçen alacaklı (davacı), seçiminin sonuçlarına katlanmak zorundadır. Kaldı ki davacının kira parasını ödediğine dair dosyada herhangi bir belge ve bilgiye de rastlanmamıştır.
Mahkemece yukarıdaki fiili ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerind eolduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.9.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy