(743 S. K. m. 679) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Dava dilekçesinde suya elatmanın önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın husumet nedeniyle reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı Vek... geldi. Aleyhine temyiz olunan davalı Vek... geldi. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Karar: Dava dilekçesinde, davacı köye içme suyu olarak götürülmek istenilen suya davalı köyün müdahale ettiği iddia edilerek, vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece, dava konusu suyun orman vasıflı taşınmazdan çıktığı, tarafların su üzerinde öncelik haklarının olmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Mahkemece de kabul edildiği gibi, dava konusu suyun devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazdan çıktığı ve genel sulardan olduğu anlaşılmaktadır.
Genel sulardan öncelik hakkı ihlal edilmemek koşuluyla herkes faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir. İçme suyu ihtiyacının da, kullanma suyu ihtiyacına göre ayrı bir önceliği vardır.
Mahalli Bilirkişi ve Tanık beyanlarına göre, dava konusu suyun dereye karıştığı, dereden tarım arazisi için yararlanıldığı, zamanla suyun azaldığı ve içmeye yetecek kadar kaldığı, davacı köyün içme suyu olarak götürmek istemesi üzerine davalı köyün buna müdahale ettiği iki tarafında suda bir öncelik hakkının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece mahallinde keşif yapılmış ise de, davacı ve davalı köyün içme suyuna ihtiyacı olup olmadığı, mevcut sularının yetip, yetmediği araştırılmamıştır.
O halde, suların en az olduğu dönemde keşif yapılarak, tarafların mevcut içme sularının yeterli olup olmadığı, mevcut suları yeterli değilse, ne miktar daha ihtiyaçlarının bulunduğu bilirkişi aracılığı ile tesbit edilmeli, ihtiyacı olan tarafın ihtiyacı kadar dava konusu sudan yararlanmasını sağlayacak şekilde bir düzenleme yapılmalıdır.
Eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması doğdu görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için dava tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 4.000.000 lira vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy