(1086 S. K. m. 275, 428)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelmesinin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacılar vekili geldi. Aleyhine temyiz olunan davalı vek. geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Karar: Davada davacıların öteden beri yararlandıkları suyun, davalının yapmış olduğu kazı neticesinde olumsuz olarak etkilendiği iddia edilerek davalının bu şekildeki müdahalelerinin önlenmesi istenilmiş, mahkemece 22.10.1999 tarihli ikinci bilirkişi raporu esas alınarak davalının yapmış olduğu kazının, dava konusu kaynağı etkilemediği kabul edilerek dava reddedilmiştir.
Dava konusu suyun genel su olduğu, davacılar ile dava dışı kişilerin öncelik haklarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
6.11.1998 tarihinde yapılan tesbit keşfinden sonra alınan bilirkişi raporunda, her iki suyun beslenme alanının ortak olması nedeniyle davalının yapmış olduğu kazının davacı suyunu etkilediği açıklanmıştır.
Yargılama sırasında alınan bilirkişi kurulu raporunda ise, her iki su arasında geçirimsiz tabakanın bulunması nedeniyle davalının yapmış olduğu kazının davacının kullanmakta olduğu suyu etkilemeyeceği belirtilmiştir.
HUMK. nun 275. ve devamı maddelerine göre, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hakim bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.
Bilirkişinin hazırlayacağı raporun teknik ve somut nedenlerinin açıklanması gerekir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkündür.
Yargılama sırasında alınan her iki bilirkişi raporunda da ne tür teknik bir inceleme yapıldığı (örneğin; boya kullanılması ya da ikinci kaynaktan su boşaltımı vb. gibi) açıklanmamıştır. Bu nedenle her iki rapor da hüküm kurmaya yeterli değildir.
Kaldı ki, iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesine dahi çalışılmamıştır.
O halde mahkemece yeterli teknik inceleme yapılarak alınmış rapor olmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için dava tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 30.000.000 lira vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 31.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy