(1086 S. K. m. 74) (818 S. K. m. 104/3)
Dava: Dava dilekçesinde 63.952.000 lira asıl alacak için takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi, icra inkar tazminatına hükmedilmesi ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davada, doğalgaz abonesi olan davalının ödemediği fatura bedelleri için aleyhinde yapılan icra takibinde borcun tamamına (363.952.000 lira asıl, 161.609.000 lira KDV. ve 1.077.388.000 lira gecikme zammı olmak üzere) itiraz ettiği ancak, takipten sonra 10.6.1997 tarihinde haricen 300.000.000 lira ödediği ve dolayısıyla davalıdan asıl alacak olarak 63.952.000 lira alacaklarının bulunduğu iddia olunarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi, icra inkar tazminatına hükmedilmesi istenilmiştir.
Mahkemenin kısmen kabule ilişkin kararının taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizce .... kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında çelişki bulunmaktadır.
10.4.1992 gün ve 7/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunması hali bozma nedeni oluşturmaktadır.
Anılan İçtihat gereğince, kısa kararla bağlı olmaksızın ve dosya münderecatına göre mahkemece bu hususlar göz önünde tutularak vicdani kanaate göre karar verilmelidir gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak bu kez kısa kararda belirtildiği gibi Ankara 18.İcra Müdürlüğünün 1997/91 esas sayılı dosyası üzerinden takip edilen asıl alacakla ilgili 240.241.970 lira ve gecikme cezası olan 748.691.518 lira ve 112.727.000 lira KDV alacağına yönelik itirazın iptaline, takibin bu kısım üzerinden devamına, takipten sonra yapılan 300.000.000 lira ödemenin takip konusu alacaktan mahsubuna, asıl alacak olan 240.241.970 lira üzerinden hesaplanacak %40 icra-inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine şeklinde hüküm kurulmuştur.
Oysa uyulmasına karar verilen bozma ilamında da belirtildiği gibi davacı tarafın dava dilekçesindeki talebi 63.952.000 lira asıl alacağa ve icra takibinde itiraz olunan alacağın ferilerine ilişkindir. Mahkemece, HUMK. nun 74.maddesine aykırı olarak talep aşılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, asıl alacak miktarının 240.241.970 lira olarak hesaplandığı gözetilerek davalının takipten sonra haricen ödediği 300.000.000 liranın bu miktarı karşılaması nedeni ile, ödenen fazla miktarın bilirkişice hesaplanan gecikme zammından mahsubu ile bakiye gecikme zammı ve KDV miktarı üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de; icra takibinde talep tarihinden itibaren toplam alacak üzerinden faiz talep edilmesine rağmen, faize faiz yürütülmeyeceği düşünülmeden (takipten sonra hükmedilen asıl alacak miktarı üzerinden faiz yürütülmesi gerekirken) takibin devamına denilerek BK.104/3 maddesine aykırı olarak karar verilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 2.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy