(4721 S. K. m. 761)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin meni istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacılar vekili dilekçesi ile; müvekkillerinin kadimden beri kullandıkları kendi taşınmazları içerisindeki havuzda toplanan yeraltı suyuna davalının yakın mesafede sondaj açmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek vaki müdahalenin menine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu suyun genel su niteliğinde olup, davacıların tek başlarına kadim ve öncelikli kullanma hakkının olmadığını, davalının da öteden beri bu sudan yararlandığını, kaldı ki müvekkilinin kadim kullanma şekline engel olmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, tüm delillerden, dava konusu edilen bir kısım davacılar adına tapulu 3667 parsel içerisinden çıkan su davacılar, davalı ile suyun bulunduğu civarda taşınmazı bulunan şahıslar tarafından otuz yılı aşkın süredir dönemeçli olarak kullanıldığı, 1-2 yıldır davacıların bu sudan davalıyı kullandırmaması nedeniyle davalının suya 20 metre mesafeden su çıkartmak suretiyle taşınmazını suladığı, davacı taraf davalı tarafından açılan sondaj nedeniyle kendi havuzlarına akan suyun azaldığını iddia ederek davalının suya müdahalesinin önlenmesini istemişlerse de davalının sondaj suretiyle çıkarttığı suyun babasına ait taşınmazdan çıkartmış olması, kullanım hakkını da kısıtlamaması, kurak giden hava şartlarının da davacı tarafça kullanılan suyun azalmasına neden olabileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu yapılan genel nitelikli sudan, tarafların öteden beri ortaklaşa yararlandıkları hususu çekişmesizdir. Davacıların, davalıyı sudan yararlandırmamaları üzerine; davalının, babasına ait taşınmaz içerisinde sondaj açarak çıkarttığı suyu boru ile kendi bağı ve evine götürdüğü anlaşılmaktadır. Davacıların iddiası, davalının sondaj açarak çıkarttığı suyun havuzda toplanan suyu etkilediğine ilişkindir. Mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda davalının sondaj açarak çıkarttığı suyun davacıların yararlandığı havuzda toplanan suyu etkileyip etkilemediği açıklığa kavuşturulmuş değildir. Raporu düzenleyen bilirkişi de inşaat mühendisi olup, uyuşmazlık konusu su davalarında uzman kişi bulunmamaktadır. Yeraltı suları konusunda ihtisası olmayan kişinin düzenlediği rapora dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir.
O halde; sağlıklı ve kalıcı bir çözüm için, suların en az olduğu bir dönemde uzman bilirkişi veya bilirkişiler aracılığıyla (Jeoloji Mühendisi, Ziraat Mühendisi ve Fen elamanından oluşacak bir heyetle) yeniden keşif yapılarak, öncelikle dava konusu suların debisinin ölçülmesi, açılan sondajın havuzda toplanan suyu etkileyip etkilemediğinin belirlenmesi; etkilemediği anlaşılırsa şimdiki gibi davanın reddine karar verilmek, etkilediği anlaşılırsa bundan sonra tarafların ihtiyaçları ve kadim kullanma durumları da gözetilerek oluşacak sonuç dairesinde, gerekirse tarafların ortaklaşa yararlanabilecekleri bir su düzeneği ve rejimi oluşturularak, tarafların kullanım süreleri de gösterilmek suretiyle bir düzenleme yapılıp, ona göre hüküm kurulması gerekir. Belirtilen şekilde işlem, inceleme ve değerlendirmeler yapılarak sonuçlarına uygun bir karar verilmesi icabederken, bu yönlerden eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı olduğu gibi hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.12.2001 gününden oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy