(818 S. K. m. 263) (6570 S. K. m. 1,Geç. m. 7) (1086 S. K. m. 8)
Dava: Dava dilekçesinde kira parasının 1.7.2000 gününden başlayarak yıllık 350.000.000 lira olarak tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile yıllık kira parasının 187.500.000 lira olarak tespiti cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde 1.7.2000 tarihinden itibaren yıllık kira parasının 350.000.000 lira olarak tespit edilmesini talep ve dava etmiş, mahkemece; 4531 sayılı Kanun gereğince (%25 oranında artırılmak suretiyle) yıllık 187.500.000 lira kira parasının tespitine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmektedir.
Taraflar arasında imzalanan 1.7.1998 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesinde dava konusu mecurun odun kömür ardiyesi, arsa olarak kiraya verildiği, gerek dava dilekçesinde, gerekse davalının cevap dilekçesinde kiralanan için arsa olarak bahsedildiği anlaşılmaktadır.
6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanunun 1.maddesine göre; arsa olarak kiralanan (musakkaf olmayan) yerler bu kanun kapsamına girmemektedir.
Ancak dava konusu taşınmazın musakkaf olup olmadığı dosya kapsamından net olarak anlaşılamamaktadır. Bu nedenle mahkemece, dava konusu yerde keşif yapılmak suretiyle taşınmazın masakkaf olup olmadığının tespit edilmesi gerekir.
Dava konusu taşınmazın musakkaf olduğunun ve 6570 sayılı Kanun kapsamına girdiğinin anlaşılması halinde mahkemece hükmedildiği üzere 4331 sayılı yasa uyarınca kira parası tesbit edilmelidir.
Aksi halde, kiralanan taşınmazın musakkaf olmadığı anlaşılır ise, o takdirde taraflar arasındaki kira ilişkisinin Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olduğu, kural olarak sözleşmede öngörülen süre sonunda kira akdinin sona erdiği kabul edilmelidir. BK.nun 263.maddesi gereğince; kira muayyen bir müddetle akdedilip de bu müddetin hitamında kiralayanın malumatı ile ve muhalefeti olmaksızın kiralananın kullanılmasına devam olunduğu yahut sözleşmede fesih hakkında gösterilen ihbarı iki taraftan hiçbiri yapmadığı takdirde, kira akdi gayrimuayyen bir müddet için tecdit edilmiş sayılır. Ne var ki davalı vekili 1.7.2000 tarihinden itibaren kira parasının tespit edilmesine muvafakat etmiştir. O nedenle 1.7.2000 tarihinden itibaren kira parasının tespit edilmesi mümkündür.
Bu halde de Hukuk Genel Kurulunun 13.5.1994 tarih 1994/3-174 1994/336 sayılı kararında da ifade edildiği üzere dava H.U.M.K. nun 8.maddesinde anılan kira sözleşmesine dayanan bir kira tespiti davası olarak nitelendirilemez. Ancak davada tespiti istenen yıllık kira miktarı itibariyle Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkemece; Borçlar Kanununun 248 vd. maddeleri gereğince kira parasının tespit edilmesi gerekir. Bu durumda kira parası tespit edilirken 18.11.1964 gün ve 2/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında saptanan ilkeler göz önünde bulundurulmaksızın, kiralananın yeniden kiralanması halinde serbest koşullarda getirebileceği kira parası tayin edilmeli, bu miktara hükmedilmelidir.
Yukarıda açıklanan hususlar üzerinde araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.3.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy