(7201 S. K. m. 21)
Dava: Dava dilekçesinde 196.734.756 liralık takibe yönelik itirazın iptali ve %40 inkar tazminatının ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, davalı aleyhine 71.066.063 liralık telefon borcundan dolayı icra takibi yapıldığını ve davalının da bu takibe itiraz ettiğini beyan ederek, itirazın iptaline ve %40 icra-inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliğ edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
Tebligat Kanununun 21. maddesine göre, kendisine yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinir ise tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder ve alanın adresini kapsayan ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber tebliğ olunacak kişiye keyfiyetin haber verilmesini mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
Tebligat Tüzüğünün 28.maddesinin birinci fıkrası uyarınca da tebliğ memuru adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veyahut ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturarak vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması gerekir.
Davalıya dava dilekçesinin tebliği için çıkartılan davetiye parçasında, muhatabın tevzi saatlerinde evde bulunmaması sebebiyle tebligatın mahalle muhtarına bırakıldığı ve 2 nolu ihbarın kapıya yapıştırıldığı yazılı ise de, tebliğ hususu en yakın komşusuna bildirilmemiş, diğer yandan tüzüğün 28.maddesine göre, tebliğ yapılacak kimsenin evde bulunmama sebebi konusunda gerekli soruşturmanın yapılıp yapılmadığı tebliğ mazbatasında belirtilmemiş ve ayrıca tevsik edilmemiştir.
Tüzüğün 28.maddesi hükmü aynen yerine getirilmesi halinde tebliğ memurunun gerçekten muhatabın evine gittiği ve fakat evinde bulamadığı tevsik edilmiş olur. O yolda işlem yapılmış olmadıkça muhatabın evinde bulunmadığı yolundaki beyan tebliğ memurunun mücerret sözünden ibaret kalır. Tebligat Kanununun 21.maddesine uygun tebligat yapılmadıkça ve bu maddede öngörülen şartlar tevsik edilmedikçe bu madde uyarınca yapılan tebliğ geçerli sayılamaz.
O halde davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilip taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.4.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy