(818 S. K. m. 111)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin meni istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı Köy Muhtarı dilekçesi ile; davalının müşterek malik bulunduğu taşınmaz içinden çıkıp dereye dökülen su kaynağını, davalının mahalledeki evine götürmek istediğini, bunun için gerekli malzemenin Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden temini için birlikte dilekçe verdiklerini, verilen dilekçede davalının, köy camisinin imamevine de bu sudan vermeyi taahhüt ettiğini ancak, almış olduğu malzemelerle suyu evine götürmesine rağmen yaptığı kaptaçtan suyun imamevine alınmasına engel olduğunu iddia ederek, davalının vaki el atmasının önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasında kurulan sözleşmede her ne kadar su verilmesinden bahsedilse de esasında suyun devletin yani kamunun olduğu ve 1/3nün protokolde kamunun kullanımına bırakıldığı, davacının tesisat çekip imamevine su almasında bir engel hal olmadığı dikkate alındığında edimin verme değil yapılan tesisattan yararlanmaya izin verme, müsaade etme olduğu anlaşılacaktır.
Bu nedenle sözleşmenin yerine getirilmemesi durumunda davacının taahhüdünün tazminat edimine dönüşeceği, edimin verme edimi olduğunun kabulü halinde dahi aynen ifasının ne oranda olduğuna dair kararlaştırılmış bir düzenleme olmadığı... Davacının meni müdahale davası açmaya hakkı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı köy muhtarı tarafından temyiz edilmektedir.
Dava konusu su genel sulardandır. Genel sulardan herkes öncelik hakkını ihlal etmemek koşuluyla faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir.
Öte yandan, tarafların birlikte Giresun Köy Hizmetleri İl Müdürlüğüne verdikleri 19.02.1999 tarihli dilekçede; davalı, alacak olduğu suyu sadece kendisinin değil aynı mahallede bulunan köy camisinin imamevine de vereceğini taahhüt ederek su malzemesi verilmesini talep etmiştir. Davalının bu taahhüdü üçüncü şahıs lehine şart mahiyetindedir (BK. mad.111). Davalı bu şartla Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden malzeme (boru ve çimento) almış dava konusu suyu aldığı bu malzemeyi kullanarak evine götürmüştür. Götürülen su güzergahında imamevi de bulunmaktadır.
Uyuşmazlık, şartla alınan malzeme ile götürülen sudan, lehine şart koşulan köy imamevinin de yararlanıp yararlanamayacağı hususundadır. Davalının evine götürdüğü suyun kendi ihtiyacından fazla bulunduğu dinlenen tanık beyanı ve dosya kapsamından anlaşılmasına göre, köy imamevine ihtiyacı oranında su verilmesi gerek suyun mahiyeti (genel su oluşu) gerekse yapılan taahhüt icabıdır. Davacı Köy Muhtarlığının taraf olarak bu davayı açmasında hukuki yararı mevcuttur.
Mahkemece yapılacak iş; köy imamevinin su ihtiyacının (bilirkişi aracılığıyla) tespiti ile, ihtiyaç miktarı kadar suyun davalının mahallede yaptırdığı kaptaçtan davacı tarafça alınmasının teminine yönelik bir karar vermekten ibarettir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy