(2762 S. K. m. 27)
Dava: Dava dilekçesinde 188.000.000 lira taviz bedelinin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, maliki bulunduğu 714 ada 83 parsel sayılı taşınmazın satış işlemleri sırasında, tapu kaydındaki vakıf şerhi nedeniyle ve davalının isteği üzerine taviz bedeli ödemek zorunda kaldığını, şerhe konu D... Vakfının sahih nitelikte bulunmaması nedeniyle taviz bedeline tabi olmadığını ileri sürerek, taviz bedeli olarak haksız şekilde alınan 188.000.000 liranın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmektedir.
Dava konusu taşınmazın tapu kaydında D..... Vakfı Şerhinin bulunduğu ve davalının buna dayanarak davacıdan taviz bedeli aldığı anlaşılmaktadır.
Ancak, 18.4.1995 tarihinde yürürlüğe giren 4103 sayılı kanun ile değiştirilen 2762 sayılı Kanunun 27.maddesi, türlerine göre ayırım yapmaksızın tüm vakıfların taviz bedeline tabi bulundukları hükmünü taşımakta ise de; taviz bedeline tabi olan vakıf şerhli taşınmazlar, rakabe (çıplak) mülkiyeti vakfa ait, sahih vakıf niteliğindeki bir vakıf şerhini taşıyan taşınmazlardır. Devlete ait (miri) arazi üzerinde padişah veya onun izin verdiği kişiler tarafından kurulmuş gayri sahih vakıflar taviz bedeline tabi değildir. 17 Şubat 1341 (1925) tarihli ve 552 sayılı Aşarın İlgası Yerine İkame Edilecek Mahrulatı Arazi Vergisi hakkındaki Kanunla aşar ilga edildiğinden, aşarın tahsisi de konusuz kalmış ve böylece bu tahsisat kendiliğinden son bulmuş sayılır. Bu durumda, yalnızca aşar ve rüsumatın vakfedildiği gayri sahih nitelikteki vakıflar bakımından taviz bedeli anlamsız ve konusuz kaldığı gibi, dava konusu yapılmamış olan taşınmaz maliklerinin tapu belgelerinde yer alan bu tür vakıf şerhleri dahi kendiliğinden yok hükmünde sayılırlar ve mutasarrıflarının tasarruf haklarının kendiliğinden mülkiyete dönüştüğünün kabulü gerekir.
Hal böyle olunca, uyuşmazlığa konu vakfın hukuki niteliğinin saptanması ve gayrisahih vakıflardan olduğunun belirlenmesi durumunda, taviz bedeline tabi bulunmadığının kabulü zorunludur.
Taşınmazın taviz bedeline tabi bulunup bulunmadığının belirlenmesi için tapu kaydındaki vakıf şerhinin hangi tarihte ve ne şekilde işlendiğinin, kök tapu kayıtlarında bu şerhin mevcut olup olmadığının saptanması da zorunludur. Vakıf sahih nitelikte bulunsa dahi, şerhin kök tapu kayıtlarında mevcut olmadığının ve sonradan davalının tek taraflı isteği üzerine usulsüz olarak işlendiğinin belirlenmesi durumunda, davalının bu şerhe dayanarak davacıdan taviz bedeli isteyemeyeceği açıktır.
Bu açıklamalara göre, mahkemece yapılacak iş; öncelikle tapu kaydında şerhi bulunan D..... Vakfına ait vakıf senedi getirtilmek ve uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle, vakfın sahih nitelikte olup olmadığının saptanması, gayrisahih vakıflardan olduğunun belirlenmesi durumunda, olaya 4103 sayılı Kanun hükümleri uygulanamayacağından ve taşınmazın taviz bedeline tabi bulunmadığından davanın (şimdiki gibi) kabulüne, aksi halde yani sahih vakıf olduğunun saptanması durumunda ise, taviz bedeline tabi olması nedeniyle davanın reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.5.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy