(2004 S. K. m. 50/2, 67) (2709 S. K. m. 141/son) (1086 S. K. m. 9, 10)
Dava dilekçesinde 305.280.752 lira için takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi, icra inkar tazminatına hükmedilmesi ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece mahkemenin yetkisizliği cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra (
) gereği düşünüldü.
Davacı tarafından başlatılan ilamsız icra takibinde borçlunun yetkiye ve borca itirazı üzerine itirazın iptali davası açılmıştır.
İlamsız icra takibinde gönderilen ödeme emrine karşı borçlu sadece yetki itirazında bulunmuşsa, bu itirazın kaldırılması yetkisi münhasıran icra tetkik merciine aittir. Borçlu yetki itirazı ile birlikte borcun esasına da itiraz etmişse tetkik mercii tarafından önce yetki itirazı incelenip karara bağlanacaktır (İİK. m. 50/2).
Borçlunun yetki ile birlikte borca itiraz etmesi ve alacaklının da mahkemede itirazın iptali davası açması halinde mahkemenin icra dairesinin yetkisini inceleyip incelemeyeceği sorunu ortaya çıkmaktadır. Yargıtay'ın süreklilik kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında mahkeme icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyebilir.
Esasen, İİK'nun 50. maddesi yalnız takip hukuku içinde yetki itiraz! incelemeye tetkik merciini görevlendirirken, aynı Kanunun 67. maddesine göre açılacak itirazın iptali davasına bakacak mahkemenin görevini sınırlandırıp icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz hakkında karar veremeyeceğini kabul etmek Kanunun amacını aşan bir yorum olur.
Acaba, borçlu icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettikten sonra açılan itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine de itiraz etmişse mahkemece" icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz mı, yoksa mahkemenin kendi yetkisine yönelik itiraz mı önce çözümlenmelidir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2001 tarih ve 2001/19-267 Esas, 2001/311 Karar sayılı ilamına göre, mahkeme itirazın iptali davasında, önce icra dairesinin yetkisine karşı yapılan itirazı tetkik merciinin yerine geçerek çözümlemelidir. Aksi düşünülürse yani mahkemenin önce kendi yetkisine yönelik itirazı inceleyip karara bağlayacağı kabul edilirse mahkeme yetkisizlik kararı verecek; yetkili mahkeme bu kez icra dairesinin yetkisiz olduğu, geçerli bir takip bulunmadığı gerekçesiyle itirazın iptali davasını reddedecektir. Görüldüğü gibi, bu sonuç Anayasa'nın 141/son maddesinde hüküm altına alınan usul ekonomisine de aykırı düşecektir.
Mahkemece, bu yönler gözetilerek öncelikle icra dairesinin yetkili olup olmadığı üzerinde durularak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy