(743 S. K. m. 169/2) (2004 S. K. m. 72/7)
Dava: Dava dilekçesinde 270.837.000 liranın istirdaden faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının eşi Baki hakkında başlattığı kambiyo senetlerine mahsus takip nedeniyle evinde yapılan haciz esnasında eşine icra kefili olmak suretiyle borcu ödemiş ise de, MK. nun 169/2 mad. uyarınca sulh hakiminin tasdiki olmadığından yasaya aykırı olarak yapılan ödetmenin davalıdan istirdaden tahsilini talep ve dava etmiş, davalı vekili davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK. Mad. 72/VII'ye göre: Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir
Yukarıda sözü edilen madde gereğince istirdat (geri alma) davasının açılabilmesi için; takibe itiraz edilmemiş veya itirazın kaldırılmış olması yüzünden borçlu olunmayan bir paranın tamamen ödenmesi ve de borçlunun maddi hukuk bakımından (aslında) borçlu bulunmaması gerekmektedir. Bu hükme göre fakirleşen (davacı), aleyhine yapılan icra takibi üzerine ödemede bulunmuşsa, B.K. m. 62'ye tabi olmaksızın, yani hataen kendini borçlu sanmış olmasa da, geri alma isteminde bulunabilecektir. Öte yandan bu tür davalarda BK. m.63 hükmünün uygulanması da olanaksızdır. Zira davalı iyi niyetli de olsa paranın iade anında elinden çıkmış olduğunu ispat ederek geri verme yükümünden kurtulamayacaktır.
MK. m. 169'a göre karı koca arasında her nevi hukuki tasarruf caizdir. Karının şahsi mallarına veya mal ortaklığı usulüne tabi mallara dair karı koca arasındaki hukuki tasarruflar, sulh hakimi tarafından tasdik olunmadıkça muteber olmaz.
Koca menfaatine olacak karı tarafından üçüncü şahsa karşı iltizam olunan borçlar için dahi hüküm böyledir
Yukarıdaki hükme göre evli kadının kocası menfaatine giriştiği kefalet sözleşmesi; sulh hakimi tarafından tasdik edilmedikçe geçerli sayılmayacaktır. (MK. m. 169/2). Öyle ki, sulh hakiminin tasvibine (onayına) kadar kadın her zaman kefaletle bağlı olmadığını ileri sürebilir ve kadının böyle bir iddiası varsa artık mahkeme onay için incelemeye dahi girişmemelidir. Bu durumda kefalet başlangıçtan itibaren hükümsüz olur. Ve bu husus, yani hükümsüzlük hakim tarafından kendiliğinden göz önünde tutulur.
O halde yerel mahkemenin kararı yukarıdaki gerekçelerle doğru bulunduğundan ötürü onamalıdır.
Sonuç: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 12.000.000 lira bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 8.2.2001 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy