(743 S. K. m. 679)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin meni istenilmiştir. Mahkemece davacı Hamit davasının feragat nedeni ile reddine, Karşı davacı İsmail'in davasının reddine, Hacı davasının açılmamış sayılmasına, Müdahil davacıların davasının ise kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar Hacı ve İsmail tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde; tarlasının içerisinde açmış olduğu kuyudan çıkan su ile 1993 yılından beri ağaçlarını suladığını ancak, yaklaşık 50 metre mesafede davalıların kuyu kazarak kendi kuyusunun suyunu etkilediklerini iddia ederek davalıların müdahalesinin önlenmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan İsmail ve Hacı'nın, davacı ve arkadaşları aleyhine açtığı Akçadağ Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/338 sayılı dava dosyası da bu dosya ile birleştirilmiştir.
Yargılama safhasında, Celal ile Hasan davaya müdahil olmuşlar ve davalıların açtığı kuyunun kendilerinin kullandığı kuyu suyunu da etkilediğini ileri sürerek davalıların müdahalesinin menini talep etmişlerdir.
Mahkemece; davacı Hamit feragati nedeniyle davasının reddine, davacı İsmail'in davasının reddine, davacı Hacı'nın davasının HUMK'nun 409. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, müdahiller Hasan ve Celal'in davasının ise, davalının kuyusunun müdahilin suyunu etkilediği gerekçesi ile kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar Hacı ve İsmail tarafından temyiz edilmektedir.
Su, kuyu suyu olmakla Medeni Kanunun 679/2. maddesi kapsamına giren yer altı sularındandır. Yeraltı suları genel sulardan olup, herkes bunlardan kadim ve öncelik haklarına riayet etmek koşuluyla faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir.
Bilirkişi raporunda, davalıların kazdığı kuyu nedeni ile, müdahil davacıların kuyusundaki (1lt/sn) suyun % 30 oranında azaldığı belirtilmekte ise de, davalıların kuyusundaki (9 lt/sn) suyun, tarafların mevcut ve gelecekteki ihtiyaçları itibariyle bol ve yeterli miktarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Müdahil davacılar ile davalılar arasında bir su düzeneği ve rejimi kurulmaksızın (müdahil davacının mevcut kuyusundan çıkan suyun da şimdiki hali ile kendisine yeteceği ancak, ağaçların yetişmesi durumunda suyun kâfi gelmeyeceği göz önüne alındığında) davalılara ait kuyunun kapatılmasının, genel sulardan herkesin ihtiyacına göre yararlanması gerektiği kuralı ile bağdaşmayacağı açıktır.
Mahkemece yapılacak iş; müdahil davacıların kendi kuyusundan çıkan su ile karşılanmayan ihtiyaçları için davalıların açtığı kuyudan su almalarının teminine yönelik bir su düzeneği ve rejimi kurmak ve bu hususta yapılacak masrafların davalılarca karşılanmasına karar vermekten ibarettir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 4.6.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy