(743 S. K. m. 85, 86)
Dava: Asıl dava dilekçesinde 1.022.000.000 lira değerindeki nişan hediyelerinin aynen iadesi ya da bedelinin tahsili, birleştirilen dava dilekçesinde de 1.500.000.000 lira manevi, 500.000.000 lira maddi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece her iki davanın da kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Asıl dava dilekçesinde nişan hediyelerinin aynen ya da bedelinin, birleştirilen dava dilekçesinde de nişanın haksız olarak bozulması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep edilmiş, mahkemece her iki davanın da kısmen kabulü cihetine gidilmiştir.
Asıl davadaki davalı temyizi yönünden;
Medeni Kanunun 86. maddesi gereğince nişanın bozulması halinde verilmiş olan mutat dışı hediyelerin iadesi talep edilebilir.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre de, kullanılmakla eskiyen veya tükenen eşyaların iadesine karar verilemez.
Mahkemece kullanılmakla eskiyen ve tükenen (takım elbise, ayakkabı, makyaj seti vb.) eşyaların da iadesine karar verilmiş olması doğru değildir.
Birleştirilen davadaki davalı temyizi yönünden;
Birleştirilen dava ile ilgili olarak kısa kararda hüküm kurulduğu halde, gerekçeli kararda bu konuda bir karar verilmeyerek kısa kararla çelişki yaratacak şekilde hüküm kurulmuş olması, 10.4.1992 gün ve 7/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma nedeni oluşturmaktadır.
Anılan içtihat gereğince kısa kararla bağlı olmaksızın ve dosya münderecatına göre mahkemece bu hususlar göz önünde tutularak vicdani kanaate göre karar verilmelidir.
Medeni Kanunun 85. maddesi, Bir taraf kendi kusuru olmaksızın nişanın bozulmasından şahsen fahiş bir surette mutazarrır olmuş ise, Hakim onun zararı manevisini telafi için münasip bir tazminat hükmedebilir hükmünü getirmiştir.
Anılan maddeye göre, nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, karşı tarafın kusurlu, kişilik değerleri ihlale uğrayan nişanlının nişanın bozulmasında kusurunun bulunmaması ve kişilik değerlerinin ağır bir şekilde ihlal edilmiş olması gerekir.
Dinlenen tanıklardan davacının annesi, karşı tarafın kendilerine haber vermeksizin düğün salonu kiraladığını ve bu olaya gösterilen tepki nedeniyle nişanın bozulduğunu, diğer tanıklar ise bu konuda bilgilerinin olmadığını beyan etmişlerdir.
Bu nedenle manevi tazminata hükmedilebilmesi için Medeni Kanunun 85. maddesinde anılan koşulların gerçekleşmediğinin kabulü gerekir.
Nişanın bozulmasından dolayı doğacak normal elem, üzüntü veya hayal kırıklığı ise manevi tazminata hükmedilmesini gerektirmez.
Bundan ayrı yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre, nişan duyuru gideri olarak yapılan masraflar talep edilemez.
Mahkemece birleştirilen dava yönünden yukarıda belirtilen esaslara göre hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy