(2004 S. K. m. 72, 111) (1086 S. K. m. 288, 292, 356)
Dava: Dava dilekçesinde Keşan İcra Müdürlüğünün 1999/2306 sayılı dosyasında takip konusu olan 300.000.000 lira bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıdan taksitle satın aldığı, ( altın ) nedeniyle yaptığı kısmi ödeme sonucu 18.14 gr. altın bedeli olarak 64.500.000 lira borcu kaldığı halde davalının teminat senedi amacıyla imzalayıp verdiği boş senedin üzerine 300.000.000 lira miktar yazılarak takibe konulması üzerine takip dosyasında kalan borcunu da ödediğini, bundan ötürü bu takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, kalan borç 300.000.000 lira olmakla senetle takip yapıldığını ve bu nedenle davanın reddini savunmuş; mahkemece davacının ödemeyi yazılı belge ile ispat edemediği gibi, haciz esnasında borcu ödemeyi taahhüt ettiğinden dolayı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK.nun 288. maddesi gereğince "...yapıldıkları zamanki miktar yada değerleri 40.000.000 lirayı geçen hukuki işlemlerin senet ile ispat olunmaları gerekir." Ancak bu ana kuralın istisnaları HUMK.nun 292 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. HUMK.nun 292/1 maddesi gereğince "Senetle ispatı lazımgelen hususlarda yazılı delil başlangıcı sayılabilecek delil mevcut olursa şahit dinlenmesi mümkündür."
Davacı; alışveriş, ödeme ve kalan borcu gösterir şekilde hesap dökümü, yazılı ( davalının eli mahsulü ) kartvizitlerini icra müdürlüğünde itiraz dilekçesine ve dava dilekçesine eklemiş, tanıkları olduğunu bildirmiş ise de tanık dinletme talebi reddedilmiştir.
Mahkemece bu belgelere karşı beyanı alındıktan sonra yazılar davalının eli mahsulü ise kendisi lehine yazılı delil başlangıcı kabul edilerek davacı tarafın tanıklarının dinlenebileceği olgusu üzerinde durulmadığı gibi, dava dilekçesinde vs. delillere dayanan davacının davalıya yemin teklifi hakkı bulunduğu da hatırlatılmadan eksik inceleme ile davanın reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı olarak, bir kısım borcu bulunan ve eşyalarının Hacizi Esnasında İradesi Kısıtlanan Borçlunun Borcu Taksitle Ödemeyi Taahhüt Etmesinin Borcun Tamamını İkrar Anlamına Gelmediğinin de nazara alınmaması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy