(1086 S. K. m. 428)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden Davacı vek. Av... geldi. Aleyhine temyiz olunan Davalı Vek. Av. geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Karar: Davada davacı köye içme suyu olarak götürülmek istenilen suya karşı tarafın müdahale ettiği iddia edilerek müdahalenin önlenmesi istenilmiş, mahkemece davacı tarafın yararlanabileceği köye daha yakın suyun varlığından söz edilerek dava reddedilmiştir.
Dava konusu suyun genel su olduğu, davalı köy ve müdahil köylerin yararlandıkları dere suyuna karıştığı, bu sudan şimdiye kadar davacı köyün içme suyu olarak yararlanmadığı anlaşılmaktadır.
Genel sulardan öncelik hakları ihlal edilmemek koşuluyla herkes faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir.
O halde, öncelik hakkı bulunanların bu haklarına bir helal gelmemesi için, suların en az olduğu dönemde inceleme yapılarak suyun miktarı ve bu sudan ötedenberi yararlananların ihtiyaçlarına yetecek miktar belirlenerek, ihtiyaç fazlası olup olmadığı araştırmalıdır. İhtiyaç fazlası suyun varlığının tesbit edilmesi halinde, bu miktar üzerinde herkesin faydalı ihtiyacı oranında yararlanma hakkının bulunduğunu kabul etmek gerekir.
Mahkemece mahallinde yapılan ilk keşifte dava konusu suyun debisi 0,3 lt/sn, bu suyun karıştığı davalı ve müdahillerin yararlandığı derenin suyunun debisi 50 lt/sn, ikinci keşifte derenin suyu (mevsim olarak uygun zamanda yapılmamıştır.) 80 lt/sn, 3. keşifde de 49 lt/sn olarak ölçülmüştür. Bu dere suyundan yararlananların ihtiyaçları ise ilk raporda 48 lt/sn, ikinci raporda 47,2 lt/sn, 3. raporda da 35 lt/sn olarak açıklanmıştır.
O halde mahkemece mahallinde yeniden suların en az olduğu mevsimde keşif yapılarak, dava konusu suyun davacı köye verilmesi halinde dere suyunun bu sudan ötedenberi yararlanan taşınmazlara yetip yetmeyeceği hususunda önceki raporlar arasındaki farklı görüşler de dikkate alınarak bilirkişilerden görüş alınmalı, içme suyu ihtiyacının kullanma suyuna göre ayrı bir önceliğinin de bulunduğu göz önünde bulundurularak hüküm kurulmalıdır.
Bundan ayrı 3. bilirkişi raporunda dava dışı Ateşgözü suyunun davacı köye getirilmesinin daha uygun olacağı açıklanmış mahkemece de bu gerekçelerle dava reddedilmiştir. Davacı taraf bu rapora karşı, suyun başka bir köy ile birlikte Yeşilvadi de kullanıldığı, köye getirilmesi halinde vadinin kuruyacağını iddia ederek itirazda bulunmuş olmasına rağmen bu itiraz üzerinde durulmamıştır.
Sonuç: Bu itibarla yakarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmü HUMK.un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için dava tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 30.000.000- lira vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 27.03.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy